Faydalı Pratik Bilgiler | Bilgisiz Kalma

Atatürk Sözleri – Özdeyişleri

  • Ocak 23, 2024
  • 142 min read
Atatürk Sözleri – Özdeyişleri

Atatürk’ün bizlere sunduğu o değerli sözlerini sizlere sunmaktan onur duyarız.

Arkadaşlar, kumandamız altında bulunan ordular, gerçekten kahramanlığına güvenilir ordulardır. Bu ordular tarihte benzeri görülmemiş kahramanlıklar, fedakarlıklar göstermiştir. Şanlı zaferler kazandırmıştır. Millet ve memleketin gerçekten minnet ve teşekkürüne hak kazanmıştır.

  • Askerler mert olur. Türk askeri ise mertlerden mert ve pek civanmert olur.
  • Askerlik, işlerin çekip çevrilmesi

  • Atatürk’ün Kendi Hakkında Söyleyişi
    Lütfen Dikkatli Okuyunuz
  • Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük
    medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, batının yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır. Bu söylediklerim hakikat olduğu gün senden ve bütün medeni beşeriyetten dileğim şudur.
    BENİ HATIRLAYINIZ…
  • Ben başkalarının ortaya koyduğu ilkelere değil, ancak kendi ilkelerime uyarım.
  • Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir.
    Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız,
    bu yeterlidir.
  • Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için ne yapacaksınız onu söyleyiniz.
  • Beni ulusum nereye isterse oraya gömsün. Ama benim anılarımın yaşadığı yer
    Çankaya olacaktır.
  • Benim önemsiz (naçiz) bedenim bir gün elbet toprak olacaktır.
    Fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuzluğa kadar yaşayacaktır.
  • Benim, benzerlerimden ayrı olduğuma ilişkin bir yasa yoktur.
  • Benim şan ve şerefimden bahsetmek de hatadır. İyi dinleyiniz!
    Öğüdüm budur ki, içinizden herhangi bir adam çıkar, şan, şeref davası güder ve benzersiz olmak isterse, başınızın belasıdır…
    Mensup olduğum Türk milletinin şan ve şerefi varsa, benim de bir ferdi olmak sıfatıyla şanım ve şerefim vardır, asla başka değilim.
  • Benim Türk milletine, Türk Cumhuriyetine ve Türklüğün istikbaline ait görevlerim bitmemiştir. Sizler, onları tamamlayacaksınız.
    Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.
  • Ben öğrenim devrimde matematik konusuna çok önem vermişimdir ve bundan hayatımın çeşitli safhalarında başarı elde etmek için faydalanmış olduğumu söyleyebilirim. Onun için herkes matematik bilgisinin çok gerekli olduğuna inanmalıdır.
  • Bütün bu başarılar yalnız benim eserim değildir ve olamaz. Bütün bu başarılar bütün milletin birlikte çalışmasının ürünüdür.
  • Çok iyi bilirsiniz ki, benim bütün yaşamımda bu ana kadar güttüğüm amaç, hiçbir zaman kişisel olmamıştır. Her ne düşünmüş ve neye girişmişsem, hep ülkemin, ulusun ve ordunun adına ve çıkarına olmuştur. Hiçbir zaman kişiliğimin üstünlüğünü ve sivrilmemi göz önüne almamışımdır.
  • Fikirlerimin babası Ziya Gökalp’tir.
  • İki Mustafa Kemal vardır.
    Biri ben, fani Mustafa Kemal; diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemal’ler idealidir. Ben onu temsil ediyorum.

    Her hangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa, beni Türk anası doğurmadı mı?
    Türk anaları daha Mustafa Kemal’ler doğurmayacaklar mı? Üstünlük yeteneği milletindir, benim değildir.
  • Mal ve para bana ağırlık veriyor.
    Bunları soylu ulusuma geri vermekle büyük rahatlık duyuyorum. Zenginlikten ne çıkar? İnsanın zenginliği, kendi manevi kişiliğinde olmalıdır.

Atatürk’ün Adalet Ve Hukuk Hakkında Sözleri

  • Adalet gücü bağımsız olmayan bir ulusun, devlet halinde varlığı kabul olunamaz.
  • Adaleti konuşturmaktan çekinmeyiniz.
  • Adliyemizin emin olduğumuz yüksek yeteneği sayesindedir ki; cumhuriyet
    olağan gelişmeyi izleyebilecek ve her türlü şekil ve kılıktaki tecavüzlere karşı vatandaşın haklarını ve memleketin düzenini koruyabilecektir.
  • Büsbütün yeni yasalar koyarak, eski hukuk düzenini temelinden yıkmak atılımındayız. Bütün bu girişimlerimizde dayanağımız, milletin istidadı, kabiliyeti ve yanılmaz iradesidir.
  • Güvenlik ve adalet işleriyle ilgili yönetimlerde ve kanunlarda kolaylık, çabukluk, açıklık ve kesinlik temel ilkedir.
  • Hürriyet kayıtsız şartsız serbest olmak değildir. Onun akitleri, şartları vardır. Kayıtsız şartsız serbest olmak, ormanlardaki hayvanlara mahsustur. İlmi esaslara göre ferdin hürriyeti başkasının hürriyetinin hududu ile sınırlıdır. Bir başkasının hürriyet hakkını tanımayan kendi hürriyet hakkını da tanıtamaz.
    Siyasi anlayış sahibi olan hakiki ve zeki inkılapçılar bu lekeden masundurlar. Onlar ne vakit şiddet ne vakit yumuşaklık göstereceklerini bilirler. Milletlerini hürriyet ve adalete doğru yürütürler.
  • Özgürlüğün de, bağımsızlığın da, adaletin de dayanak noktası ulusal egemenliktir.
  • Ulus, hızlı ve kesin adaleti sağlayan uygar yöntemler ister.
  • Ulusların yargılama hakkı, bağımsızlığın ilk koşuludur.
  • Yargıç arkadaşlar, siz kanun adamlarısınız. Ellerinize ulusun, vatanın her türlü hak ve çıkarlarını koruyan yasalar verilmiştir. Türk ulusunun tüm haklarını savunurken bu noktalar önemle anımsanmalıdır.

Atatürk’ün Ahlak Hakkındaki Sözleri

Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.

  • Bence bir ulusta şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut bulabilmesi,
    devam edebilmesi mutlaka o ulusun özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla
    mümkün olur.
  • Bir memleketin, bir memleket halkının düşmandan zarar görmesi acıdır. Fakat
    kendi ırkından büyük tanıdığı insanlardan vefasızlık, felaket görmesi daha acıdır.
  • Bir milletin ahlak değeri, o milletin yükselmesini sağlar.
  • Bir ulusun namuslu ve saygıdeğer olması için o ulusun yalnızca bilgi düzeyinin
    yüksek bulunması yeterli değildir. Her şeyin üstünde bir niteliğe sahip olması
    gerekir ki o da ulusun yüksek seciyeli olmasıdır.
  • Çalışmaksızın düşünce gelişimi ve ahlakça iyi nitelikler kazanmak olası değildir.
  • Her şeyden evvel maneviyatın, kalp ve vicdan kuvvetinin yüksek tutulması
    şarttır.
  • Hiç bir ulus yoktur ki ahlak temeline dayanmaksızın yücelsin.
    Aydınlarımız yabancılara karşı ulusal varlığımızı korumak için gereken çabayı
    gösterirlerse görevlerini daha başarılı biçimde yerine getirmiş olurlar.
  • Hiçbir ulus yoktur ki ahlak temeline dayanmadan yükselsin.
  • Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir
    fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve
    hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.
  • Mertçe huylar ve fedakarlık hisleridir asil olan.
  • Ne zaman ki ahlakımız bozularak fedakarlık ve mertlik damarlarımızın
    gevşemesi, fetih düşüncesinin sönmesi, milletin şanını yükseltmek amacı yerine
    kişisel yarar sağlamak ve can derdi belasına düşmemiz üzerine yenilgiden
    yenilgiye, felaketten felakete düştük. Çeşitli yoksulluk ve yoksunluklara mahkum
    edildik.
  • Terbiyedir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır,
    ya bir milleti esaret ve sefalete terk eder. Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni
    kuşaklara vereceği terbiyenin milli terbiye olduğunu açıkça ifade ederim.

Atatürk’ün Aile İlgili Sözleri
Medeniyetin esası, gelişmesi ve kuvvetin temeli aile hayatındadır.
Bu hayatta fenalık mutlaka toplumsal, ekonomik ve siyasi acze neden olur.

  • Medeniyetten bahsederken şunu açıkça belirteyim ki, medeniyetin esası ve
    kuvvetin temeli aile hayatıdır. Bu hayatta fenalık muhakkak sosyal, ekonomik,
    politik alanda çöküntümüze sebep olur.
  • Toplum hayatının kaynağı, çağdaş aile hayatıdır.

    Atatürk’ün Anne İlgili Sözleri
  • Kadınlarımız erkeklerden bile daha çok aydın, daha çok verimli,
    daha fazla bilgili olarak zorundadır.
    Eğer gerçekten ulusun anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar.
  • Kadınlarımızın genel vazifelerde üzerlerine düşen hisselerden başka,
    kendileri için en önemlisi, En hayırlısı, en erdemli bir vazifeleri de
    ” iyi ana” olmaktır.

    Atatürk’ün Asker, Komutan, Ordu İlgili Sözleri
  • Subay, komuta ettiği insanların kendi bilgi ve yetkinliğinden yararlanması için,
  • emrindekilerin dayanıklılık ve yiğitliklerinin bileşkesinden fazla dayanıklılık ve
  • yiğitliğe sahip olmalıdır.
  • Tüm ulusumuza açıklıkla söyleyebilirim ki cumhuriyet orduları cumhuriyeti ve
    kutsal topraklarını güvenle korumaya ve savunmaya güçlüdür ve hazırdır.
  • Türk ordusunu, onun erdemini, değerini ve bu ordu ile neler yapılabileceğini
    benim kadar anlayan az olmuştur.
  • Türk ordusunun birlik ve bütünlük içinde olması; dengini derhal yener ve
    iki misli güce sahip olan bir başka orduyu durdurur, ilerletmez.
  • Türk ulusunun yüksek onur ve çıkarlarını savunan ordudur.
  • Türkiye Cumhuriyeti yalnız iki şeye güvenir. Biri millet kararı, diğeri en acıklı ve
    en güç şartlar içinde dünyanın takdirlerine hakkıyla layık olma niteliği kazanan
    ordumuzun kahramanlığı.
  • Ülkemizi gerçek hedefe, gerçek mutluluğa kavuşturmak için iki orduya ihtiyaç
    vardır. Biri vatanımızı kurtaran asker ordusu, diğeri ulusumuzun geleceğini
    yoğuran irfan (bilim, kültür) ordusudur.
  • Verdiğiniz emrin yapılamasından emin olmak istiyorsanız, ta en son
    gerçekleşmesine kadar kendiniz onun başında bulunmalısınız.

Atatürk’ün Aydınlık İlgili Sözleri

Aydınlar gidecekleri çevrelerde başlı başına bir dünya yaratabilirler.
Memleketin yalnız bir yerinde değil, beş on yerinde birer ilim
merkezi, nur merkezi, fen merkezi yapmalıyız, millet mutlu olsun.

  • Başarılı olmak için aydın sınıfla halkın fikri ve hedefi arasında doğal bir uyum
    olması gerekir. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği fikirler halkın ruh ve
    vicdanından alınmış olmalıdır.
  • Başarılı olmak için aydınlarla halkın düşünce ve amacı arasında bir uyum olması
    gerekir.
  • Halka yanaşmak ve halkla kaynaşmak, daha çok aydınlara düşen
    görevdir. Aydınlarımız, gençlerimiz, niçin yürüdüklerini ve ne
    yapacaklarını iyice kestirmeli; onları halk tarafından iyice sindirilip
    benimsenebilir bir duruma getirmeli ve ancak ondan sonra ortaya
    çıkarmalıdır.
  • Halka yaklaşmak, halkla kaynaşmak daha çok aydınlara yönelen bir görevdir.
  • Aydınlarımız yabancılara karsı ulusal varlığımızı korumak için gereken çabayı
    gösterirlerse görevlerini daha başarılı biçimde yerine getirmiş olurlar.
  • Mutlu devrimlerimize karşı düşünce ve duygu taşıyanları aydınlatmak ve
    uyarmak, aydınlara düşen ulusal ödevlerin en önemlisi ve birincisidir.
  • Öyle istiyorum ki,
    Türk Dili bilim yöntemleriyle kurallarını ortaya koysun ve her dalda yazı
    yazanlar, bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği güzel, ahenkli dilimizi
    kullansınlar.

Atatük’ün Bağımsızlık İle İlgili Sözleri

  • Bağımsızlığın bütünlüğü, ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür.
  • Ben yaşamak için mutlaka bağımsız bir ulusun evladı kalmalıyım.
    Bu nedenle “ulusal bağımsızlık” bence bir hayat meselesidir.
  • Bence bir ulusta şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut bulabilmesi,
    devam edebilmesi mutlaka o ulusun özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla
    mümkün olur.
  • Ben yaşamak için mutlaka bağımsız bir ulusun evladı kalmalıyım.
    Bu nedenle “ulusal bağımsızlık” bence bir hayat meselesidir.
  • Ben yaşamak için mutlaka bağımsız bir ulusun evladı kalmalıyım.
    Bu nedenle “ulusal bağımsızlık” bence bir hayat meselesidir.
  • Bilirsiniz ki dünyada her kavmin, varlığı kıymeti, hürriyet ve bağımsızlık hakkı,
    sahip olduğu ve yapacağı medenî eserlerle orantılıdır. Medenî eser vücuda
    getirmek kabiliyetinden mahrum olan kavimler hürriyet ve bağımsızlıklarından
    soyunmaya mahkûmdurlar. Medeniyet yolunda yürümek ve muvaffak olmak
    hayatın şartıdır. Bu yol üzerinde ileri değil, geriye bakmak bilgisizliği ve
    ihtiyatsızlığı gösterenler, umumî medeniyetin coşkun seli altında boğulmağa
    mahkûmdurlar.
  • Bir devlet ki: halkına koyduğu bir vergiyi yabancıdan almaz, gümrük vergilerini
    ülke ve ulusal isteklere göre düzenlemesi yasaklanmıştır; bir devlet ki:
    yabancılar üzerinde yargı yetkisinden yoksundur, böyle bir devlete elbette
    “Bağımsızdır” denemez.
  • Bir millet varlığını ve istiklalini temin için düşünülebilen her atılımı ve fedakarlığı
    yaptıktan sonra muvaffak olur. Ya muvaffak olmazsa? demek, o milletin ölmüş
    olduğuna hükmetmek demektir. Millet, hayatta oldukça ve fedakarlığa devam
    ettikçe başarısızlık bahis konusu olamaz.
  • “Biz barış istiyoruz” dediğimiz zaman “tam bağımsızlık istiyoruz” dediğimizi
  • herkesin bilmesi lazımdır. Bunu istemeye hakkımız ve kudretimiz vardır. On
  • sene, yirmi sene sonra aşağılaşarak ölmekten ise şimdiden şeref ve haysiyetle
  • ölmeyi üstün tutmalıyız.
  • Biz hayat ve bağımsızlık isteyen ulusuz ve yalnız ve ancak bunun için
    canımızı veririz.
  • Biz Türkler bütün tarihi hayatımızda hürriyet ve istiklale örnek olmuş bir milletiz.
  • Dış politikamızda ulusumuzun çıkarlarının çerçevelediği temel görüşleri içeren
    tamamıyla bağımsız ve serbest bir politika izlenmektedir.
  • Efendiler, eser yazma ve yaratma ile çeviri işleri, ulusal bağımsızlığımızın
    dayanağı ve milli kültürün en önemli yayım araçlarıdır.
  • Ekonomik kalkınma, Türkiye’nin özgür, bağımsız, her zaman daha güçlü,
    her zaman daha zengin Türkiye idealinin belkemiğidir.
  • Hangi bağımsızlık vardır ki yabancıların öğütleriyle, yabancıların planları ile
    yükselsin?
  • İstediğimiz dışarıda bağımsızlık, içeride kayıtsız ve koşulsuz ulusal egemenliği
    korumaktan ibarettir.
  • Ne denli zengin ve rahat olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, medeni
    insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden daha yüksek bir muameleye layık
    olamaz.
  • Özgürlüğün de, bağımsızlığın da, adaletin de dayanak noktası ulusal
    egemenliktir.
  • Uygar eser yaratmak kabiliyetinden mahrum olan uluslar, özgürlük ve
  • bağımsızlığından ayrılmaya mahkumdurlar.
  • Milli duygu ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması,
    milli duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en
    zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını
    korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan
    kurtarmalıdır.
  • Varlığımızı, bağımsızlığımızı kurtaran bütün işler ve hareketler ulusun birlikte
    arzusunun, fikrinin, azminin yüksek tecellisinden başka bir şey değildir.
  • Yaşamak isteyen ulusumuzun isteği bir kelimede özetlenebilir ve gayet haklıdır.
    Bağımsızlık.

Atatürk’ün Bağımsızlıkla İlgili Sözleri

  • Barış ulusları gönenç ve mutluluğa eriştiren en iyi yoldur.
  • Barış yolunda nereden bir çağrı geliyorsa, Türkiye onu, içtenlikle karşıladı ve
    yardımlarını esirgemedi.
  • Barış, insanlığın ilerlemesiyle paralel olarak güçlenmektedir.
    Savaştan büyük zarar görmüş ulusların barışa daha içtenlikle bağlanacakları
    doğaldır.
  • Barış, ulusları zenginlik ve mutluluğa eriştiren en iyi yoldur.
    Fakat bu kavram bir kez ele geçirilince sürekli bir özen ve her ulusun ayrı ayrı
    hazırlığını ister.
  • Barışa milletin ve memleketin ihtiyacı olduğu kadar; bütün dünya medeniyetinin
    de kat’i ihtiyacı vardır.
  • “Biz barış istiyoruz” dediğimiz zaman “tam bağımsızlık istiyoruz” dediğimizi
    herkesin bilmesi lazımdır. Bunu istemeye hakkımız ve kudretimiz vardır.
    On sene, yirmi sene sonra aşağılaşarak ölmekten ise şimdiden şeref ve
    haysiyetle ölmeyi üstün tutmalıyız.
  • Bizim için sulh demek, yaşamımızın teminine yarayan sebepleri elde etmek
    demektir.
  • Bugün vardığımız barışın ebedi barış olacağına inanmak, saflık olur.
    Bu o kadar önemli bir gerçektir ki, ondan biran bile gaflet, milletin hayatını
    tehlikeye sokar.
    Şüphesiz hukukumuza, şeref ve haysiyetimize saygı gösterildikçe, mukabil
    saygıda asla kusur etmeyeceğiz. Fakat, ne çare ki zayıf olanların hukukuna
    saygının noksan olduğunu veya hiç saygı gösterilmediğini çok acı tecrübelerle
    öğrendik. Onun için, her türlü ihtimallerin gerektireceği hazırlıkları yapmakta
    asla gecikmeyeceğiz.
  • Dünya barışı için, insanlığın gerçek mutluluğu ancak bu yüce ideal
  • yolcularının çoğalması ve başarılı olmasıyla mümkündür.
  • Dünyada milletler bir apartmanın sakinleri gibi kabul edilir. Eğer bir apartman,
    sakinlerinden bazıları tarafından ateşe verilirse, diğerlerinin yangının etkisinden
    kurtulmasına imkân yoktur.
  • Olaylar, Türk ulusuna iki önemli kuralı hatırlatıyor:
    Yurdumuzu ve haklarımızı savunacak güçte olmak.
    Barışı koruyacak uluslararası çalışma birliğine önem vermek.
  • Türk Cumhuriyeti’nin en esaslı prensiplerinden biri olan yurtta sulh,
    dünyada sulh hedefi, toplumun ve medeniyetin rahatlık ve ilerlemesinde en
    büyük etken olsa gerektir.
    Buna elimizden geldiği kadar hizmet etmiş ve etmekte bulunmuş olmak
    bizim için övünülecek bir harekettir.
  • Türkiye’nin güvenini amaç edinen, hiçbir başka ulusun aleyhinde olmayan
    bir barış yolu, her zaman bizim ilkemiz olacaktır.
  • Yurtta barış, dünyada barış için çalışıyoruz.
  • Yüce Meclisimiz ve onun hükümeti, savaşçı ve maceracı olmaktan uzaktır.
    Tersine; barış yanlısıdır.

Atatürk’ün Basın ve Yayın Sözleri

  • Basın, milletin ortak sesidir.
  • Basın ve yayın, yetkilerin kötüye kullanılmasına engel olur.
  • Basın, hiçbir biçimde egemenlik (baskı) altına alınamaz!
    •Basın, ulusun genel sesidir. Bir ulusu aydınlatma ve doğru yolu göstermede,
    bir ulusa muhtaç olduğu düşünce besinini vermekte, özetle bir ulusun mutluluk
    amacı olan ortak yönde yürümesini sağlamada, başlı başına bir güç, bir okul,
    bir rehberdir.
  • Gazeteciler ulusun düşüncelerini aydınlatan ve kamuoyuna belirgin biçimde
    ortaya çıkaracak çalışmalarında bütünüyle serbest olmalıdırlar.
  • Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini içtenlikle yazmalıdırlar.
  • Özel amaçla yayın yapan bazı gazetelerin, halkın çoğunluğu üzerinde
    yaptığı etki, her ülkede olduğu gibi o gazetelerin lehinde değildir.
  • Yayın, yolsuzluklara engel olur. Hükümet ve hükümet organlarını görevlerini
    doğru yapmaya zorlar.

Atatürk’ün Başarı Ve Başarmak İle İlgili Sözleri

Acizler için imkansız, korkaklar için müthiş gözüken şeyler kahramanlar için
idealdir.

  • Ben bir işte nasıl başarılı olacağımı düşünmem.
    O işe neler engel olur diye düşünürüm.
    Engeller ortadan kalkınca, iş kendi kendine yürür.
  • Başarılar, bütün ulusun işbirliği etmesi sonucudur.
  • Başarılarda gururu yenmek felaketlerde umutsuzluğa karşı direnmek gerekir.
  • Başarılı olmak için aydın sınıfla halkın fikri ve hedefi arasında doğal bir uyum
    olması gerekir. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği fikirler halkın ruh ve
    vicdanından alınmış olmalıdır.
  • Başarılı olmak için aydınlarla halkın düşünce ve amacı arasında bir uyum
    olması gerekir.
  • Başarıyı kolaylaştırmak için bütün çarelerin başında ulusun aydınlatılması ve
    doğru yolun gösterilmesi bulunuyor.
  • Ben bir işte nasıl başarılı olacağını düşünmem.
    O işe neler engel olur diye düşünürüm.
    Engeller ortadan kalkınca, iş kendi kendine yürür.
  • Bilelim ki, kazandığımız başarılar ulusun güçlerini birleştirmesinden ileri
    gelmiştir. Eğer aynı başarıları, zaferleri ileride de kazanmak istiyorsak,
    aynı esasa dayanalım, aynı yolda yürüyelim.
  • Büyüklük odur ki, hiç kimseyi aldatmayacaksın, ülke için gerçek, amaç neyse
  • onu görecek, o amaca yürüyeceksin, herkes sana karşı çıkacak, seni yolundan
  • çevirmeye çalışacaktır. Yardımsız engelleri aşacaksın.
  • Ondan sonra sana “Büyüksün” derlerse, bunu diyenlere güleceksin.
  • Bir milletin başarısı, mutlaka bütün milli güçlerin bir istikamette oluşmasıyla
    mümkündür. Bu nedenle bilelim ki, elde ettiğimiz başarı, milletin güç birliği
    etmesinden, ortak hareket etmesinden ileri gelmiştir. Eğer aynı başarı ve
    zaferleri gelecekte de tekrarlamak istiyorsak, ayni esasa dayanalım ve aynı
    şekilde yürüyelim.
  • Bir millet varlığını ve istiklalini temin için düşünülebilen her atılımı ve fedakarlığı
    yaptıktan sonra muvaffak olur. Ya muvaffak olmazsa? demek, o milletin ölmüş
    olduğuna hükmetmek demektir. Millet, hayatta oldukça ve fedakarlığa devam
    ettikçe başarısızlık bahis konusu olamaz.
  • Bir ulus, bir ülke için kurtuluş ve başarı istiyorsak,
    bunu yalnız bir şahıstan hiçbir zaman istemeyiniz.
  • Bir ulusun başarısı, mutlaka bütün ulusal güçlerin bir yöne yöneltilmesiyle
    mümkündür.
  • Bu ulus en güç zamanlarda ülke ödevlerine canla başla koşmuştur.
    İstediklerinden daha çoğunu başarmışlardır.
  • Bugüne dek elde ettiğimiz başarılar, bize, ancak gelişme ve medeniyete doğru
    bir yol açmıştır. Bize düşen görev, bu yolda tereddütsüz ilerlemektir.
  • Bütün bu başarılar yalnız benim eserim değildir ve olamaz.
    Bütün bu başarılar bütün milletin birlikte çalışmasının ürünüdür.
  • Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde
    olmuştur.
  • Büyük şeyleri, yalnızca büyük uluslar yapar.
  • Büyük işler, önemli girişimler, ancak ortak çalışma ile sağlanabilir.
  • Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar.
  • En önemli hedef üzerinde elde edilebilecek başarılar, ikinci, üçüncü derece
    hedefler üzerinde
    başlangıçta mecbur kalınacak özverileri her zaman telafi eder.
  • Hayat mücadeleden ibarettir. Bundan dolayı hayatta yalnız iki şey vardır.
    Galip olmak, mağlup olmamak.
  • Hayatta her şey için, medeniyet için, başarı için, en gerçek yol gösterici, bilimdir,
    fendir.
  • Herhangi bir amaca ulaşmakla yetinmeyeceğiz.
    Durmadan daha ileriye varmak için çalışacağız.
  • İnsanlar bireysel olarak çalışırlarsa başarıya ulaşamazlar.
  • Tarih su götürmez bir biçimde kanıtlamıştır ki;
    büyük sorunlarda başarı için yetenek ve gücü sarsılmaz bir liderin varlığı şarttır.
  • Ulus ortak amaca ortak çaba harcayarak yürürse, mutlaka başarırız.
  • Verdiğiniz emrin yapılamasından emin olmak istiyorsanız, ta en son
    gerçekleşmesine kadar kendiniz onun başında bulunmalısınız.
  • Zafer, “zafer benimdir” diyebilenin; başarı, “başarıya ulaşacağım” diye
    başlayanın ve “başardım” diyebilenindir.

Atatük’ün Bilim Ve Teknik Hakkındaki Sözleri

  • Arkadaşlar; bundan sonra pek mühim zaferlere kavuşacağız.
    Fakat bu zaferler süngü zaferleri değil ekonomi, ilim ve irfan zaferleri olacaktır.
    Ordumuzun şimdiye kadar elde ettiği başarılar, memleketimizi hakiki kurtuluşa
    sevk etmiş sayılamaz. Bu zafer, ancak gelecekteki zaferimiz için kıymetli bir
    ortam hazırlamıştır. Askeri zaferlerimizle mağrur olmayalım, yeni ilim ve
    ekonomi zaferlerine hazırlanalım.
  • Aydınlar gidecekleri çevrelerde başlı başına bir dünya yaratabilirler.
    Memleketin yalnız bir yerinde değil, beş on yerinde birer ilim merkezi,
    nur merkezi, fen merkezi yapmalıyız, millet mutlu olsun.
  • Bilim ve teknik öğrenimin uygulama merkezi okuldur.
  • Bir dinin doğal olması için akla fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.
  • Hayatta her şey için, medeniyet için, başarı için, en gerçek yol gösterici,
    bilimdir, fendir.
  • Kabul edelim ki, düşmanlarımız çok çalışıyor. Biz de onlardan daha çok
    çalışmak zorundayız. Çalışmak boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın
    gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü uygar buluşlardan en üst düzeyde
    yararlanmak zorunludur.
  • Tutuculuk bilgisizliğe dayanır. Bundan dolayı tutuculuğu olan bilgisizdir.
    Bilim, kesinlikle bilgisizliği yener. O nedenle halkı aydınlatmak gerekir.
  • Ülkeyi, ulusu kurtarmak isteyenler için iyi niyet, yardıma koşma, fedakarca
    davranış en gerekli niteliklerdendir. Fakat yeterli değildir.
    Bu niteliklerin yanında bilimsel olmak da gerekir.
  • Öyle istiyorum ki, Türk Dili bilim yöntemleriyle kurallarını ortaya koysun ve her
    dalda yazı yazanlar, bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği güzel, ahenkli
    dilimizi kullansınlar.

Atatürk’ün Birlik Hakkındaki Sözleri

  • Başarılar, bütün ulusun işbirliği etmesi sonucudur.
  • Benim çalışmalarımda ilke kabul ettiğim bir şey vardır.
    O da oluşturulan örgütlerin kişiyle değil gerçekle var olabileceğidir.
    Öylece herhangi bir program filanın programı olarak değil ama ulusal ihtiyaca
    cevap vermesiyle değer kazanabilir.
  • Bir ulusta güzel şeyler düşünen insanlar, çok önemli işler yapmaya yetenekli
    kahramanlar bulunabilir. Ama öyle kimseler yalnız başlarına hiçbir şey
    olamazlar, meğer ki bir genel duygunun ifadesi, temsilcisi olsunlar.
  • Bir ulusun başarısı, mutlaka bütün ulusal güçlerin bir yöne yöneltilmesiyle
    mümkündür.
  • Bir ulus sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek bir
    güç düşünülemez.
  • Büyük işler, önemli teşebbüsler ancak müşterek çalışma ile mümkündür.
  • Gerektiğinde vatan için tek bir kişi gibi, birlikte kesin ve kararlı çalışmasını bilen
    bir millet, elbette büyük geleceğe hak kazanmış ve adaylığını koymuş olan bir
    millettir.
  • İnsanlar bireysel olarak, çalışırlarsa başarıya ulaşamazlar.
  • Makinesiz tarım olmaz. El emeği güçtür. Birleşiniz.
  • Milli birlik duygusunu devamlı olarak her türlü araç ve gereçlerle besleyerek
    geliştirmek milli ülkümüzdür.
  • Ulus ortak amaca ortak çaba harcayarak yürürse, mutlaka başarırız.
  • Ülkenin tam bir birliğe gereksinimi vardır.
    Sıradan politikacılıkla ulusu parçalamak hıyanettir.
  • Ülkenin ve devrimlerin içerden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı
    korunması için tüm ulusçu ve cumhuriyetçi güçlerin bir yerde toplanması
    gerekir.
    •Varlığımızı, bağımsızlığımızı kurtaran bütün işler ve hareketler ulusun birlikte
    arzusunun, fikrinin, azminin yüksek tecellisinden başka bir şey değildir.

Atatürk’ün Cahil Ve Cehalet Hakkındaki Sözleri

  • Biz cahil bilgisiz dediğimiz zaman salt okulda okumamış olanları
    amaçlamıyoruz. Demek istediğim bilimi, gerçekleri görmektir. Yoksa okumuş
    olanlardan ne büyük bilgisizler çıktığı gibi hiç okumak bilmeyenlerden de
    gerçekleri gören gerçek bilginler çıkar.
  • Bu memleketin sahibi ve toplumumuzun ana birimi köylüdür.
    İşte bu köylüdür ki bu güne kadar eğitim nurundan yoksun kalmıştır.
    Demek ki bizim izleyeceğimiz Milli Eğitim politikasının temeli evvela mevcut
    cehaleti ortadan kaldırmaktır.
  • Gezdiğim ve gördüğüm her yerde ulusumuz bilgisizlik ve bağnazlığa karşı
    savaş açmıştır.
    Uygarlık ve yenileşme yolunda bir an yitirmeye niyeti yoktur.
  • Milleti kendi benliğine sahip yapmayan, milleti asırlarca kendi hakkında gafil
    bulunduran hep bu cehalettir. Hükümdarların, şunun, bunun, milleti esir gibi,
    köle gibi kullanmaları, bütün vatanı kendi özel mülkleri gibi düşünmeleri, hep
    milletin bu bilgisizliğinden istifade edilmek sayesinde idi. Gerçek kurtuluşu
    istiyorsak, her şeyden evvel, bütün kuvvetimiz, bütün süratimizle bu cehaleti
    ortadan kaldırmaya mecburuz….
  • Milli eğitim propagandamızın, milli eğitim politikamızın temel taşı,
    bilgisizliğin yok edilmesidir. Bilgisizlik yok edilmedikçe, yerimizdeyiz.
    Yerinde duran bir şey ise geriye gidiyoruz demektir.

Atatürk’ün Camiler Hakkındaki Sözleri
Camiler birbirimizin yüzüne bakmadan yatıp kalkmak için yapılmamıştır.
Camiler itaat ve ibadet ile beraber, din ve dünya için neler yapılmak gerektiğini
düşünmek, yani konuşmak için yapılmıştır.

Atatürk’ün Cumhuriyet Hakkındaki Sözleri

  • Adliyemizin emin olduğumuz yüksek yeteneği sayesindedir ki; cumhuriyet
    olağan gelişmeyi izleyebilecek ve her türlü şekil ve kılıktaki tecavüzlere karşı
    vatandaşın haklarını ve memleketin düzenini koruyabilecektir.
  • Arkadaşlar, Cumhuriyet döneminin verimli çalışması sonucu,
    tüm bu üzüntü ve sıkıntıların, mutluluk ve esenliğe dönüşeceği bir gerçektir.
    Gelecekten bunu güvenle bekleyebilirsiniz.
  • Benim önemsiz (naçiz) bedenim bir gün elbet toprak olacaktır.
    Fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuzluğa kadar yaşayacaktır.
  • Benim Türk milletine, Türk Cumhuriyetine ve Türklüğün istikbaline ait
    görevlerim bitmemiştir. Sizler, onları tamamlayacaksınız.
    Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.
  • Bugünkü devletimizin biçimi, yüzyıllardan beri gelen eski şekilleri bir yana iten
    en gelişmiş biçim olmuştur.
  • Bugünkü yönetim biçimini, tüm ulusumuz çok kıskanç olarak koruyacaktır.
    Halkımızın buna güçlü olduğuna ve sonsuza dek güçlü kalacağına kesinlikle
    inanıyorum ve bundan dolayı da geleceğe gönül rahatlığıyla bakıyorum.
  • Cumhuriyet, ahlâki erdeme dayalı bir idaredir. Cumhuriyet erdemdir.
    Sultanlık korku ve tehdide dayalı bir idaredir. Cumhuriyet erdemli ve namuslu
    insanlar yetiştirir. Sultanlık korkuya, tehdide dayalı olduğu için korkak, alçak,
    sefil, rezil insanlar yetiştirir. Aralarındaki fark bundan ibarettir.
  • Bütün dünya bilsin ki; benim için tek yanlılık vardır;
    Cumhuriyet yanlılığı, düşünsel ve sosyal devrim yanlılığı.
    Bu noktada, yeni Türkiye toplumunda bir tek kişiyi dahi dışta düşünmek
    istemiyorum.
  • Cumhuriyet, düşünce özgürlüğünden yanadır. İçten geldikçe ve doğru yolda
    bulundukça her düşünceye saygı duyuyoruz. Bütün inançlar bizce saygıya
    değer.
  • Cumhuriyet; düşünce, bilim, beden bakımından güçlü ve yüksek karakterli
    koruyucular ister.
  • Cumhuriyeti, onun gereklerini yüksek sesle anlatınız.
    Cumhuriyet ilkelerini sevdiriniz.
    Bunu kalplere yerleştirmek için hiçbir fırsatı kaçırmayınız.
  • Cumhuriyetin, güvenlik ve düzenin korunmasına verdiği önem, ülkenin her
    yanında herkes tarafından hissedilmiş ve sürekli olarak elde edilen olumlu
    sonuçları, halkın huzurunu sağlayan dereceyi bulmuştur.
  • Çağdaş bir cumhuriyet kurmak demek ulusun insanca yaşamayı bilmesi,
    insanca yaşamanın neye bağlı olduğunu öğrenmesi demektir.
  • Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakar ve
    saygıdeğer unsurlarıdır.
    Öğretmenler!
    Cumhuriyetin fedakar öğretici ve eğiticileri, yeni kuşakları sizler
    yetiştireceksiniz. Ve yeni kuşaklar sizin eseriniz olacaktır.
  • Gençler cesaretimizi destekleyen ve devam ettiren sizsiniz.
    Siz almakta olduğunuz eğitim ve kültür ile, insanlık meziyetinin, vatan
    sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli sembolü olacaksınız.
    Ey yükselen yeni nesil! Gelecek, sizindir.
    Cumhuriyeti biz kurduk.
    Onu yükseltecek ve devam ettireceksiniz.
  • Hükümetimizin, devlet teşkilatımızın doğrudan doğruya milletin kendi kendine,
    kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki onun adı
    Cumhuriyet’tir.
  • Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır.
    Hükümet millet ve millet hükümettir.
  • Öğretmenler! Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.
    Tüm ulusumuza açıklıkla söyleyebilirim ki cumhuriyet orduları cumhuriyeti ve
    kutsal topraklarını güvenle korumaya ve savunmaya güçlüdür ve hazırdır.
  • Türk Cumhuriyeti’nin en esaslı prensiplerinden biri olan yurtta sulh, dünyada
    sulh hedefi, toplumun ve medeniyetin rahatlık ve ilerlemesinde en büyük etken
    olsa gerektir. Buna elimizden geldiği kadar hizmet etmiş ve etmekte bulunmuş
    olmak, bizim için övünülecek bir harekettir.
  • Türk milletinin karakter ve törelerine en uygun olan yönetim cumhuriyet
    yönetimidir.
  • Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkı medenidir.
    Tarihte medenidir.
    Gerçekte medenidir.
    Türk halkı, düşüncesiyle, anlayışıyla medeni olduğunu göstermek ve
    ispat zorundadır.
  • Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların gayesi, Türkiye Cumhuriyeti
    halkını tamamen en çağdaş ve bütün anlam ve görünüşüyle uygar bir toplum
    haline ulaştırmaktır.
    Biz büyük bir devrim yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük.
  • Cumhuriyet, yeni ve sağlam esaslarıyla, Türk milletini emin ve sağlam bir
    istikbal yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik
    itibariyle, büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur.

Atatürk’ün Çalışan Ve Çalışmak Hakkındaki Sözleri

  • Artık geçmişin hatalarını kökünden temizlemek zorundayız.
    Hataları düzelteceğiz. Hataların düzeltilmesinde tüm vatandaşların çabalarını
    isterim.
  • Benim çalışmalarımda ilke kabul ettiğim bir şey vardır.
    O da oluşturulan örgütlerin kişiyle değil gerçekle var olabileceğidir.
    Öylece herhangi bir program filanın programı olarak değil ama ulusal ihtiyaca
    cevap vermesiyle değer kazanabilir.
  • Bilinmelidir ki her alanda olduğu gibi toplum yaşamında da iş bölümü vardır.
    Bu iş bölümü arasında kadınlar kendilerine ait olan görevleri yerine
    getirecekleri gibi toplumun zenginliği, mutluluğu için gerekli ortak çalışma ve
    eylemlere katılacaklardır.
  • Bir şahsın yaşadıkça memnun ve mutlu olması için lazım gelen şey,
    kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmasıdır.
  • Bizce zaman ölçüsü, geçmiş yüzyılların gevşetici zihniyetine göre değil,
    çağımızın hız ve hareket kavramına göre düşünülmelidir.
    Geçen zamana oranla daha çok çalışacağız.
  • Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor.
    Bazı kimseler çağdaş olmayı kafir olmak sayıyorlar.
    Asıl küfür onların bu zannıdır.
    Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslamların kafirlere esir olmasını istemek
    değil de nedir?
    Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak, sarıkla değil dimağladır.
  • Büyük işler, önemli teşebbüsler ancak müşterek çalışma ile mümkündür.
  • Çalışmak, ilk sıkıntılara, ilk isteksizliklere üstünlük sağladıktan sonra,
    en büyük bir zevktir.
  • Çalışmaksızın düşünce gelişimi ve ahlakça iyi nitelikler kazanmak olası değildir.
  • Çalışmayı ceza saymak, onun güzelliklerini ve iyiliklerini tanımamak,
    doğaya karşı gelmektir.
  • En büyük makam, en büyük hak çalışanlara ait olacaktır.
  • Gerçek zenginliğe ve mutluluğa erişmek için çalışmak gerekir.
    Sizin için başarı ve gelişim alanı ekonomidedir.
    Buna inanıyorsanız çok çalışmak zorundasınız.
  • Gerektiğinde vatan için tek bir kişi gibi, birlikte kesin ve kararlı çalışmasını
    bilen bir millet, elbette büyük geleceğe hak kazanmış ve adaylığını koymuş
    olan bir millettir.
  • Herhangi bir amaca ulaşmakla yetinmeyeceğiz.
    Durmadan daha ileriye varmak için çalışacağız.
  • İnsanlar bireysel olarak çalışırlarsa başarıya ulaşamazlar.
  • İnsanları mutlu kılacak, onları birbirine yaklaştırarak onları birbirine sevdirerek,
    karşılıklı maddi ve manevi gereksinimlerini sağlayan hareket ve enerjidir.
  • Kabul edelim ki, düşmanlarımız çok çalışıyor.
    Biz de onlardan daha çok çalışmak zorundayız.
    Çalışmak boşuna yorulmak, terlemek değildir.
    Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü uygar buluşlardan
    en üst düzeyde yararlanmak zorunludur.
  • Kesin gerek olmadıkça, piyasalara karışılamaz.
    Bununla birlikte hiç bir piyasa da başıboş değildir.
    Ticarette en önde gördüğümüz kural, örgütlendirme ve rasyonel çalışmadır.
  • Kılıç ve sapan; Bu iki fatihten ikincisi birincisine her zaman galip geldi.
    Kılıç kullanan kol yorulur, sonunda kılıcı kenara koyar.
    Belki kılıç küflenmeye mahkum olur.
    Sapan kullanan kol ise gün geçtikçe daha fazla kuvvetlenir.
    Daha çok kuvvetlendikçe daha çok toprağa sahip olur.
  • Sanayileşmek en büyük ulusal davalarımız arasında yer almaktadır.
    Çalışması ve yaşaması için, ekonomik, elemanları ülkemizde olan büyük küçük
    her tür sanayi kuracağız ve işleteceğiz.
  • Sonuçsuz çalışmak çalışma sayılmaz.
    Hiçbir şey yapmamak, ya da sonuçsuz, anlamsız şeyler yapmak
    çalışma kuralına karşı büyük suçtur.
  • Tek bir şeye çok ihtiyacımız var:
    Çalışkan olmak.
    Servet ve onun doğal sonucu olan zenginlik ve mutluluk
    yalnız ve ancak çalışkanların hakkıdır.
  • Tüketici olarak yaşamak iyi değildir. Üretici olalım.
  • Ulusal amacımız belirlenmiştir. Ona ulaşacak yolları bulmak güç değildir.
    Önemli olan, çetin olan o yollar üzerinde çalışmaktır.
  • Ulusumuzun atması gereken adımlar büyüktür. Ulaşılması gereken hedefler
    çoktur. Onun için birbirimize vereceğimiz işaret ileri! ileri! Daima ileridir.
  • Uygulayan, yapan, karar verenden daima daha kuvvetlidir.
  • Yaşamak, çalışmak demektir.
    Toplumun bir bölümü çalışırken, öteki bölümü oturursa, o toplum felce uğrar.

    Atatürk’ün Çiftçi, Çoban Ve Köylü Hakkındaki Sözleri

  • Bizim halkımız, çıkarları birbirinden ayrı sınıflar halinde değildir.
    Tersine; varlıkları ve çalışmaları birbirine gerekli sınıflar oluşturur.
    Çiftçinin sanatkara, sanatkarın çiftçiye ve çiftçinin tüccara ve
    bunların tümüne ve işçimize muhtaç olduğunu kim inkar edebilir?
  • Bu memleketin sahibi ve toplumumuzun ana birimi köylüdür.
    İşte bu köylüdür ki bu güne kadar eğitim nurundan yoksun kalmıştır.
    Demek ki bizim izleyeceğimiz Milli Eğitim politikasının temeli,
    evvela mevcut cehaleti ortadan kaldırmaktır.
  • Çiftçi ve çoban bu ulus için asıl unsurlardır.
  • Değerli çiftçiler, yeni seçimleri çok önemli bir vatan görevi olarak kabul
    etmelisiniz. İçinizde ülkeyi ve ulusu en çok seven, aklına, anlayış ve bilgisine,
    vicdanına en çok güvendiğiniz kişileri seçiniz.
  • Eğer ulusumuzun büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı biz bugün dünya yüzünde
    olmayacaktık.
  • Her Türk çiftçi ailesinin, geçineceği ve çalışacağı toprağa sahip olması,
    mutlak biçimde gereklidir.
  • Kılıç ve sapan; Bu iki fatihten ikincisi birincisine her zaman galip geldi.
    Kılıç kullanan kol yorulur, sonunda kılıcı kenara koyar ve belki kılıç küflenmeye
    mahkum olur. Sapan kullanan kol ise gün geçtikçe daha fazla kuvvetlenir ve
    daha çok kuvvetlendikçe daha çok toprağa sahip olur.
  • Makinesiz tarım olmaz. El emeği güçtür. Birleşiniz.
  • Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki emeklerini modern, ekonomik önlemlerle
    en üst düzeye çıkarmalıyız. Köylünün çalışmalarının sonuç ve kazançlarını
    kendi yararına en üst düzeye yükseltmek, ekonomik politikamızın temel taşıdır.
  • Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, hakiki üretici olan köylüdür.
    O halde herkesten daha çok refahı, saadeti ve serveti hak eden ve ona layık olan
    köylüdür. Bu yüzden, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin ekonomik
    politikası bu ana hedefe yöneliktir.

    Atatürk’ün Çocuklar İle İlgili Sözleri
  • Çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalı ve onlar her koşulda
    yetişkinlerden daha özel olarak ele alınmalıdır.
    Çocuk sevgisi bir ihtiyaçtır.
  • Çocukluk ne güzel.. Çocuklar ne sevimli, ne tatlı yaratıklar değil mi?
    En çok, hoşuma giden halleri nedir bilir misiniz?
    Riyakarlık bilmemeleri.
    Bütün istek ve duygularını içlerinden geldiği gibi, açıklamaları.
  • Hedefe yalnız çocukları yetiştirmekle ulaşamayız!
    Çocuklar geleceğindir.
    Fakat geleceği yapacak olan bu çocukları yetiştirecek analar, babalar,
    kardeşler, hepsi şimdiden az çok aydınlatılmalıdır ki,
    yetiştirecekleri çocukları bu millete ve memlekete hizmet edebilecek
    şekilde yetiştirsinler!
    Hiç olmazsa yetiştirmenin lüzumuna inansınlar!
  • Türk çocuğu; her işte olduğu gibi, havacılıkta da, en yüksek, düzeyde,
    gökte seni bekleyen yerini, az zamanda dolduracaksın,
    bundan, gerçek dostlarımız sevinecek.
    Türk ulusu mutlu olacaktır.
    İstikbal göklerdedir.
  • Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin sınırı ne olursa
    olsun, en evvel, her şeyden evvel
    TÜRKİYE’NİN BAĞIMSIZLIĞI İLE KENDİ BENLİĞİNE VE
    MİLLİ GELENEKLERİNE DÜŞMAN OLAN BÜTÜN UNSURLARLA MÜCADELE
    ETMEK LÜZUMU ÖĞRETİLMELİDİR.

    Atatürk’ün Değişim İle İlgili Sözleri
  • Hayat felsefesinin garip bir tecellisidir ki, her yararlı ve yeni şeye karşı
    mutlaka bir kuvvet çıkar.
  • Kuşku yok ki, bizim milletimizin kişiliği de bütün kişilikler gibi yükselmeye,
    istenilen biçime dönüşmeye uygundur.
    Fakat kendisi olmak koşuluyla! Eğer bizim kişiliğimize dışarıdan,
    bizim kişiliğimizden başka kişiliklerdeki etkenler tarafından bir biçim verilmek
    istenirse, bundan bilinen ve belirli hiçbir biçim, hiçbir sonuç çıkamaz!

    Atatürk’ün Demiryolu İle ilgili Sözleri
  • Bu geniş ve bereketli toprakları işleyebilmek, işletebilmek için,
    mutlaka modern araç ve gereçlerle donatmak zorundayız.
    Ülkemizi bundan başka demiryolları karayolları ağları ile örmek zorundayız.
  • Vatandaşlarımızın milli bir sermayeyle ülkede demiryolu döşemek girişimi,
    açıklaması bile gereksiz bir çok bakımlardan olağanüstü bir önem taşımaktadır.

Atatük’ün Deniz Ve Denizcilikle İlgili Sözleri

  • Hiçbir uygar devlet yoktur ki; ordu ve donanmasından önce ekonomisini
    düşünmüş olmasın.
  • Zaferi, denizi kontrol altında tutan, ihtiyacı olan her şeyi, ihtiyacı olduğu zaman,
    istediği yere nakledebilen ülke kazanır.
  • Devlet işlerinde, toplumsal işlerde, gerçek işlerde, duygulara, hatıra, dostluğa
    yer bırakılmaz.
  • Devletçiliğin bizce manası şudur:
    Kişilerin özel teşebbüslerini ve atılımlarını esas tutmak;
    fakat büyük bir milletin bütün ihtiyaçlarını ve bir çok şeylerin yapılamadığını
    göz önünde tutarak; memleket ekonomisini devletin eline almaktır.
  • Türkiye’nin uyguladığı devletçilik, sistemi 19′ uncu yüzyıldan beri
    sosyalizm teorilerinin ileri sürdükleri fikirlerden alınarak tercüme edilmiş
    bir sistem değildir.
    Bu, Türkiye’nin ihtiyaçlarından doğmuş, Türkiye’ye has bir sistemdir.

Atatürk’ün Devlet Ve Devletçilik İle İlgili Sözleri

  • Arkadaşlar! Türkiye devletinde ve Türkiye devletini kuran Türk halkında
    hükümdar yoktur, diktatör yoktur. Çünkü olamaz.
  • Bir ulusun kültür düzeyi üç alanda, devlet, düşünce ve ekonomik alanlarındaki
    çalışma ve başarıları sonuçlarının özü ile ölçülür.
  • Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipler, gökten indiği sanılan
    kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve
    gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.
  • Bütün dünya bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet
    yoktur, hiç bir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da milli egemenliktir.
  • Büyük devletler kuran atalarımız büyük ve yaygın medeniyetlere de sahip
    olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek Türklüğe ve dünyaya bildirmek bizler için
    bir borçtur. Türk çocuğu atalarını andıkça daha büyük işler yapmak için
    kendinde kuvvet bulacaktır.
  • Devlet iradesi işlemez olursa, kişilerin hürriyetini koruyacak
    hiçbir kuvvet kalmaz.
  • Devletimiz, ulusumuz, ekonomik egemenliğine kavuşursa,
    o kadar güçlü temel üzerinde yerleşmiş olacaktır.
  • Dış politikanın en çok ilgilendiği ve dayandığı husus, devletin iç istiklalidir.
    Dış politika, iç örgütle uyum içinde olmalıdır.
  • Dış politikayı, ülke içi düzen ve politikaya dayandırmak gerekir.
    Düş dolu dış politika peşinde dolaşanlar, desteklerini kendiliğinden yitirirler.

Atatürk’ün Devrimcilik İle İlgili Sözleri

  • Ben şimdiye dek ülke yararına ne gibi atılımlar, devrimler yapmışsam, hep böyle
    halkımızla konuşarak onların ilgi ve söyleşilerinden, gösterdikleri içtenlikten
    güç ve esin alarak yaptım.
  • Bizimle beraber yürümek istemeyenlere bir şey diyemeyeceğiz.
    Onlar da istedikleri gibi hareket ederler.
    Yalnız bizi geriye götürecek olanların izleyecekleri yolu asla onaylayamayız.
  • Bütün dünya bilsin ki; benim için tek yanlılık vardır; Cumhuriyet yanlılığı,
    düşünsel ve sosyal devrim yanlılığı. Bu noktada, yeni Türkiye toplumunda bir
    tek kişiyi dahi dışta düşünmek istemiyorum.
  • Büyük olaylar düşüncelerde büyük devrimler yapar.
  • Devrim ya bir anda olur, ya da hiç olmaz.
  • Devrim yasası, eldeki yasaların üstündedir.
    Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki akımı boğmadıkça, başladığımız
    devrim ve yenilik bir an bile durmayacaktır.
    Bizden sonraki dönemlerde de böyle olacaktır.
  • Devrimimiz, Türkiye’nin yüzyıllar boyunca mutluluğunu sağlayacaktır.
    Bize düşen, onu anlamak ve değerini bilerek çalışmaktır.
  • Devrimin temellerini her gün derinleştirmek, güçlendirmek gerekir.
  • Dil devriminin amacı, Türk dilinin kısırlaştırılması değil zenginleştirilmesidir.
  • Düşmanlarımız düşünebildikleri iğrenç çarelere istedikleri kadar girişsinler.
    Onların son ümitle çırpınan hareketleri bizim devrim ateşimizi söndüremez.
  • Gerçek devrimciler, gelişme ve yenileşme devrimine sevk etmek istedikleri
    insanların ruh ve vicdanlarındaki gerçek eğilimi solumasını bilirler.
  • Devrimler bir insanın ömrüne sığmazlar.
    Bazen milletin ömrü bile buna yetmez.
    Türk milleti gibi tarihi tarihle başlayan bir milletin devrimcilik vasfı ebedidir.
    Ben ancak kendi ömrüme sığanları başaracağım.
  • Mutlu devrimlerimize karşı düşünce ve duygu taşıyanları aydınlatmak ve
    uyarmak, aydınlara düşen ulusal ödevlerin en önemlisi ve birincisidir.
  • Müziksiz devrim olmaz.
  • Ülke ve ulus işlerinde, kişilikleriyle, eylemleriyle, düşünceleriyle zararlı olanlara
    karşı zaman zaman sert davrandığımız bir gerçektir. Toplumun düzenini
    bozanlara göz yummayız.
  • Ülkenin ve devrimlerin içerden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı
    korunması için tüm ulusçu ve cumhuriyetçi güçlerin bir yerde toplanması
    gerekir.
  • Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimlerin gayesi, Türkiye Cumhuriyeti
    halkını tamamen en çağdaş ve bütün anlam ve görünüşüyle uygar bir toplum
    haline ulaştırmaktır.
    Biz büyük bir devrim yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük.

Atatürk’ün Dış Politika İle İlgili Sözleri

Bir toplumun iç kuruluşu ne kadar kuvvetli, ne kadar güçlü olursa olsun,
dış siyaseti de o ölçüde kuvvetli ve sağlam olur.
“Biz barış istiyoruz” dediğimiz zaman “tam bağımsızlık istiyoruz” dediğimizi
herkesin bilmesi lazımdır. Bunu istemeye hakkımız ve kudretimiz vardır.
On sene, yirmi sene sonra aşağılaşarak ölmekten ise şimdiden şeref ve
haysiyetle ölmeyi üstün tutmalıyız.

  • Dış politikamızda ulusumuzun çıkarlarının çerçevelediği temel görüşleri içeren
    tamamıyla bağımsız ve serbest bir politika izlenmektedir.
  • Dış politikamızda başka bir devlet haklarına saldırı yoktur. Ancak hakkımızı ve
    yaşamımızı, ülkemizi, namusumuzu savunuyoruz ve savunacağız.
  • Dış politikanın en çok ilgilendiği ve dayandığı husus, devletin iç istiklalidir.
    Dış politika, iç örgütle uyum içinde olmalıdır.
  • Dış politikayı, ülke içi düzen ve politikaya dayandırmak gerekir.
    Düş dolu dış politika peşinde dolaşanlar, desteklerini kendiliğinden yitirirler.
  • Hayali harici siyasetler peşinde koşanlar, dayanma noktalarını kendiliğinden
    kaybederler.
  • Komşuları ile ve bütün devletlerle iyi geçinmek, Türkiye’nin siyasasının
    temelidir.
  • Millet ve memleketin çıkarları (menfaatleri) icap ettiği takdirde, insanlığı teşkil
    eden milletlerden her biriyle medeniyet gereği olan dostluk, siyaset
    münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak benim milletimi
    esir etmek isteyen herhangi bir milletin de bu arzusundan sarfinazar edinceye
    (vazgeçinceye) kadar amansız düşmanıyım.
  • Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği bizim dostumuzdur.
    İki memleket arasındaki dostluk alanı, dış politikadır.
    İç rejimler açısından ilişki ve benzerlik bahis konusu değildir.
  • Uluslararası anlaşmazlıklar, ancak iyi niyetle ve genel çıkarlar adına karşılıklı
    özveri ile çözülebilir.
  • Uluslararası siyasal güvenin gelişmesi için, ilk ve önemli şart, milletin hiç
    olmazsa barışı koruma düşüncesinde, samimi olarak birleşmesidir.
  • Ulusların siyasasında ancak çıkarlar vardır.
    Kimsenin kimseye dost olmayacağını bilelim.

Atatürk’ün Dil Hakkındaki Sözleri

Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir.
Bu dostluğa ihtiyacımız vardır.
Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez.
Tıpkı Osmanlı gibi,tıpkı Avusturya – Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir.
Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler.
Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir.
İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir.
Bizim, bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır.
Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız.
Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir.
Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır?
Manevi köprüleri sağlam tutarak.
Dil bir köprüdür. İnanç bir köprüdür. TARİH BİR KÖPRÜDÜR…
Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz.
Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz, bizim onlara yaklaşmamız gerekli.
(29 Ekim 1933)

  • Dil devriminin amacı, Türk dilinin kısırlaştırılması değil zenginleştirilmesidir.
  • Milli duygu ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması,
    milli duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en
    zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını
    korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan
    kurtarmalıdır.
  • Öyle istiyorum ki, Türk Dili bilim yöntemleriyle kurallarını ortaya koysun ve her
    dalda yazı yazanlar, bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği güzel, ahenkli
    dilimizi kullansınlar.
  • Öyle istiyorum ki,
    Türk Dili bilim yöntemleriyle kurallarını ortaya koysun ve her dalda yazı yazanlar,
    bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği güzel, ahenkli dilimizi kullansınlar.


Atatürk’ün Din, Dindar, Din Adamı, İman Ve İnanç Hakkındaki Sözleri

Bir dinin doğal olması için akla fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.

  • Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor.
    Bazı kimseler çağdaş olmayı kafir olmak sayıyorlar.
    Asıl küfür onların bu zannıdır.
    Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı Müslümanların kafirlere esir olmasını
    istemek, değil de nedir?
    Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak, sarıkla değil dimağladır.
  • Camiler birbirimizin yüzüne bakmadan yatıp kalkmak için yapılmamıştır.
    Camiler itaat ve ibadet ile beraber, din ve dünya için neler yapılmak gerektiğini
    düşünmek, yani konuşmak için yapılmıştır.
  • Cumhuriyet, düşünce özgürlüğünden yanadır.
    İçten geldikçe ve doğru yolda bulundukça her düşünceye saygı duyuyoruz.
    Bütün inançlar bizce saygıya değer.
  • Din muhafızlığı kisvesine bürünenlerin; hakikati düşünebilenler, söyleyebilenler
    hakkında veya gördükleri zulüm ve işkenceler, insanlık tarihinde daima kirli
    facialar olarak kalacaktır.
  • Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak, kullanılamaz.
  • Din ve mezhep, herkesin vicdanına kalmış bir iştir.
    Hiçbir kimse, hiçbir kimseyi ne bir din, ne de bir mezhebi kabule zorlayabilir.
    Din ve mezhep, hiçbir zaman siyasa aleti olarak kullanılamaz.
  • Hiçbir ulus, Türk ulusundan daha çok yabancıların dinsel inançlarına ve
    geleneklerine hoş görüyle davranmamıştır. Hatta denilebilir ki, yabancıların
    dinine ve törelerine saygı duyan tek ulus, bizim ulusumuzdur.
  • İstanbul’un fethinden beri gayri Müslimlere tanınan ayrıcalıklar, ulusumuzun din
    ve siyaset bakımından dünyanın en hoş görülü ve mert bir ulus olduğunun en
    belirgin kanıtıdır.
  • Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin birbirinden ayrılması demek değildir.
    Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü demektir.
    Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele
    kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir.
    Din bir vicdan meselesidir.
  • Tarihimizi okuyunuz.
    Görürsünüz ki; ulusu yok eden, esir eden, yıkıntıya sürükleyen kötülükler
    hep din örtüsü altındaki sinsice davranışlardan gelmiştir.
  • Türk milleti dindar olmalıdır, yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek
    istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum.
    Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor.
  • Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, mucitler ve onlara bağlı olanlar ülkesi
    olamaz. En doğru ve en gerçek yol uygarlık yoludur.
    Uygarlığın buyruk ve isteklerini yapmak insan olmak için yeterlidir.
  • Din insanların gıdasıdır.
    Dinsiz adam boş bir eve benzer.
    İnsana hüzün verir.
    Mutlaka bir şeye inanacağız. Bu dinlerin en sonuncusu elbette en mükemmelidir.
    İslam Dini hepsinden üstündür.
  • Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir.
    Bu dostluğa ihtiyacımız vardır.
    Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez.
    Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya – Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir.
    Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler.
    Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir.
    İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir.
    Bizim, bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır.
    Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız.
    Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir.
    Hazırlanmak lazımdır.
    Milletler buna nasıl hazırlanır?
    Manevi köprüleri sağlam tutarak.
    Dil bir köprüdür. Minanç bir köprüdür.
    TARİH BİR KÖPRÜDÜR…
    Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz.
    Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz, bizim onlara yaklaşmamız gerekli.
    (29 Ekim 1933)

    Atatük’ün Doğa, Ağaç, Orman İle İlgili Sözleri

  • Çalışmayı ceza saymak, onun güzelliklerini ve iyiliklerini tanımamak,
    doğaya karşı gelmektir.
  • Yaşadığımız bu çağda, artık insanlar yalnız karada ve denizde kalmadılar.
    Doğanın hava varlığının içine daldılar.
  • Yeşil görmeyen gözler, renk zevkinden yoksundur.
    Burasını öyle ağaçlandırın ki;
    kör bir insan dahi yeşillikler ovasında olduğunu fark etsin.

    Atatürk’ün Dost Ve Dostluk Hakkındaki Sözleri

  • Milli varlığımıza düşman olanlarla dost olmayalım.
  • Ulusların siyasasında ancak çıkarları vardır.
    Kimsenin kimseye dost olmayacağını bilelim.
  • Devlet işlerinde, toplumsal işlerde, gerçek işlerde, duygulara, hatıra,
    dostluğa yer bırakılmaz.
  • Samimi dostlar sevdikleri tarafından bir işkenceye mahkumdurlar.
    O işkence, sevdiklerinin dertlerini dinlemektir.

    Atatürk’ün Dünya Hakkındaki Sözleri
  • Aydınlar gidecekleri çevrelerde başlı başına bir dünya yaratabilirler.
    Memleketin yalnız bir yerinde değil, beş on yerinde birer ilim merkezi,
    nur merkezi, fen merkezi yapmalıyız, millet mutlu olsun.
  • Barışa milletin ve memleketin ihtiyacı olduğu kadar;
    bütün dünya medeniyetinin de kesin ihtiyacı vardır.
  • Bütün dünya bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet
    yoktur, hiç bir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da milli egemenliktir.
  • Dünya barışı için, insanlığın gerçek mutluluğu ancak bu yüce ideal yolcularının
    çoğalması ve başarılı olmasıyla mümkündür.
  • Dünya üzerinde gördüğümüz her şey, kadının eseridir.
  • Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak evvela biz, kendi benliğimize ve
    milliyetimize bu hürmeti hissen, fikren, fiilen bütün iş ve hareketlerimizle
    göstermeliyiz.
  • Gözlerimizi kapayıp dünyada yapayalnız yaşadığımızı varsayamayız.
    Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız.
    Aksine ilerici, yenilik yanlısı bir millet olarak medeniyet sahasının üzerinde
    yaşayacağız.
  • Mahkum olmak istemeyen bir ulusu, esareti altında tutmaya iktidarı olacak kadar
    kuvvetli söz hakkı olanlar, artık dünya yüzünde kalmamıştır.

    Atatürk’ün Düşman Ve Düşmanlık İle İlgili Sözleri
  • Aklı eren, yurdunu seven, gerçekleri gören kimselerden düşman çıkmaz.
  • Düşmanlarımız düşünebildikleri iğrenç çarelere istedikleri kadar girişsinler.
    Onların son ümitle çırpınan hareketleri bizim devrim ateşimizi söndüremez.
  • En büyük düşmanlık, ulusun başında bulunanların halk arasında
    bozgunculuk yapmalarıdır.
  • Kuvvetlerimizi, üstün düşman kuvveti, üstün düşman araçları karşısında
    bozguna uğratmaktansa onu düşmandan üstün bir hale getirecek güne kadar
    daima elimizde iyi muhafaza etmeye mecburuz.
  • Milli varlığımıza düşman olanlara dost olmayalım.
  • Ordumuz, her zaman, düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi olmuştur.

    Atatürk’ün Düşünce Ve Düşünmek İle İlgili Sözleri
  • Bir ulusun kültür düzeyi devlet, düşünce ve ekonomi alanlarındaki
    çalışmalarının ve başarılarının özü ile ölçülür.
  • Düşünceler zorla, top ve tüfekle asla öldürülemez.
  • En büyük gerçekler ve gelişmeler, düşüncelerin özgür olarak ortaya konması ve
    karşılıklı alınıp verilmesi ile ortaya çıkar ve yükselir.
  • Fikirler şiddetle, top ve tüfekle asla öldürülemez.
    Hassas bir millete karşı kötülük yapmanın ve zalimce muamelelerde
    bulunmanın onu daha fazla takviye ettiği tecrübe edilmiştir.
  • Fikirler, anlamsız, mantıksız boş sözlerle dolu olursa, o fikirler hastalıklıdır.
  • İnsanları istediği gibi kullanan kuvvet fikirlerdir.
  • Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir
    fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve
    hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.
  • Köhne zihniyetlerle, geçmişi düşünmekle varlığın korunması mümkün değildir.

    Atatürk’ün Egemenlik İle İlgili Sözleri
  • Egemenlik, hiçbir mana, hiçbir şekil ve hiçbir renkte ve yol göstermede iştirak
    kabul etmez.
  • Ulusal egemenlik öyle bir ışıktır ki, onun karşısında zincirler erir.
    Taş ve tahtalar yanar, yok olur.
    Ulusların tutsaklığı üstüne kurulmuş kurumlar her yerde yıkılma durumuyla
    karşı karşıya gelir.
  • Bir ulusun ruhu elde edilmedikçe, bir ulusun yenme gücü ve isteği kırılmadıkça,
    o ulusa egemen olmak mümkün değildir.
  • Bir ülkeyi ele geçirmek ve zorla almak, o ülkenin sahiplerine egemen olmak için
    yeterli değildir.
  • Devletimiz, ulusumuz, ekonomik egemenliğine kavuşursa o kadar güçlü temel
    üzerinde yerleşmiş olacaktır.
  • Egemenlik verilmez, alınır.
  • Güvenlik ve adalet işleriyle ilgili yönetimlerde ve kanunlarda kolaylık, çabukluk,
    açıklık ve kesinlik temel ilkedir.
  • İç politikamızda temel görüşümüz olan halkçılık yani ulusu doğrudan kendi
    kaderine egemen kılmak prensibi, anayasamızla saptanmıştır.
  • İnsanları istediği gibi kullanan kuvvet, fikirler ve bu fikirleri teşhis ve tamim
    eden kimselerdir.
  • İstediğimiz dışarıda bağımsızlık, içeride kayıtsız ve koşulsuz ulusal egemenliği
    korumaktan ibarettir.
  • Kişilerin özgürlükleri, devletin egemenlik ve iradesini korumasına bağlıdır.
  • Milli egemenlik, öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir,
    taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler
    her tarafıyla yıkılmaya mahkumdurlar.
  • Ulusal egemenlik, ulusun namusudur, haysiyetidir, şerefidir.

Atatürk’ün Eğitim Ve Okul Hakkındaki Sözleri

  • Ben öğrenim devrimde matematik konusuna çok önem vermişimdir ve bundan
    hayatımın çeşitli safhalarında başarı elde etmek için faydalanmış olduğumu
    söyleyebilirim. Onun için herkes matematik bilgisinin çok gerekli olduğuna
    inanmalıdır.
  • Bilim ve teknik öğrenimin uygulama merkezi okuldur.
  • Başarıyı kolaylaştırmak için bütün çarelerin başında ulusun aydınlatılması ve
    doğru yolun gösterilmesi bulunuyor.
  • Bir milleti hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum olarak yaşatan da, köleliğe,
    yoksulluğa düşüren de eğitimdir.
  • Bir ulus, eğitim ordusuna sahip olmadıkça, savaş alanlarında ne kadar parlak
    zaferler elde ederse etsin, o zaferler kalıcı sonuçlar vermez.
  • Bir ulusal eğitim programından söz ederken yabancı düşüncelerden, doğudan
    ve batıdan gelebilen tüm etkilerden arınmış, ulusal birliğimiz ve tarihimize uygun
    bir kültür kastediyorum.
  • Biz cahil bilgisiz dediğimiz zaman salt okulda okumamış olanları
    amaçlamıyoruz. Demek istediğim bilim, gerçekleri görmektir. Yoksa okumuş
    olanlardan ne büyük, bilgisizler çıktığı gibi hiç okumak bilmeyenlerden de
    gerçekleri gören gerçek bilginler çıkar.
  • Bu memleketin sahibi ve toplumumuzun ana birimi köylüdür.
    İşte bu köylüdür ki bu güne kadar eğitim nurundan yoksun kalmıştır.
    Demek ki bizim izleyeceğimiz Milli Eğitim politikasının temeli,
    evvela mevcut cehaleti ortadan kaldırmaktır.
  • Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde
    yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder.
    Ulusal eğitim alanında ne pahasına olursa olsun, tam bir başarıya ulaşmak
    gerekir. Kurtuluş, ancak bu yolla olur.
  • En önemli ve feyizli (çok verimli) görevlerimiz, milli eğitim işleridir.
    Milli eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lazımdır.
    Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu suretle olur.
  • Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın (kültürün) müspet fikirlerini veriniz.
    İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız.
    Hür fikirler tatbik (uygulama) mevkiine konduğu vakit Türk milleti yükselecektir.
  • Gerçek kurtuluş ancak cehaletin ortadan kaldırılmasıyla olur.
    Cehalet kaldırılmadıkça toplum yerinde kalıyor demektir, yerinde duran bir şey
    ise geriye gidiyor demektir.
  • Hayatın her çalışma safhasında olduğu gibi özellikle öğretim hayatında sıkı
    disiplin başarının şartıdır. Yöneticiler ve öğretim kadroları disiplini sağlamaya,
    öğrenci ise disipline uymaya mecburdur.
  • Hedefe yalnız çocukları yetiştirmekle ulaşamayız! Çocuklar geleceğindir.
    Fakat geleceği yapacak olan bu çocukları yetiştirecek analar, babalar, kardeşler,
    hepsi şimdiden az çok aydınlatılmalıdır ki, yetiştirecekleri çocukları bu millete ve
    memlekete hizmet edebilecek şekilde yetiştirsinler! Hiç olmazsa yetiştirmenin
    lüzumuna inansınlar!
  • Her türlü spor çalışmalarını Türk gençliğinin ulusal eğitiminin ana öğelerinden
    saymak gerekir.
  • İlerleme yolunda yapılacak önemli girişimin kendisine göre eksikleri vardır.
    Bu eksiklerin en az dereceye indirilmesi için önlem ve girişimlerde kusur
    etmemek gerekir.
  • İlk ilham ana-baba kucağından sonra, mektepteki öğretmenin dilinden,
    vicdanından, terbiyesinden alınır.
  • Milli eğitim programımızın, milli eğitim politikamızın temel taşı, bilgisizliğin yok
    edilmesidir. Bilgisizlik yok edilmedikçe, yerimizdeyiz.
    Yerinde duran bir şey ise geriye gidiyoruz demektir.
  • Milli terbiye ile geliştirmek ve yüceltilmek istenilen genç beyinleri bir taraftan da
    paslandırıcı, uyuşturucu, hayali ve fazla şeylerle doldurmaktan dikkatle
    kaçınmak gerekir.
  • Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, ‘Türk milleti, Türk
    sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.
  • Okul, genç dimağlara insanlığa saygıyı, millet ve memlekete sevgiyi, şerefi,
    istiklali öğretir. İstiklal tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmak için izlenecek
    olan uygun ve sağlam yolu belletir.
  • Okullarda öğretmenlik görevinin güvenilir ellere teslimi, yurt evlatlarının o
    görevi kendine hem bir meslek, hem bir ülkü sayacak bilgili ve saygı değer
    öğretmenler tarafından yetiştirilmesini sağlamak için öğretmenlik, diğer yüksek
    meslekler gibi gittikçe ilerlemeye ve refah sağlamaya uygun bir meslek haline
    getirilmelidir.
  • Okul, genç dimağlara insanlığa saygıyı, millet ve memlekete sevgiyi, şerefi,
    istiklali öğretir. İstiklal tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmak için izlenecek
    olan uygun ve sağlam yolu belletir.
  • Terbiye ve eğitimini birleştirmedikçe aynı fikirde, aynı zihniyette kişilerden bir
    millet yetiştirmeye olanak aramak boşunadır.
  • Terbiyedir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır,
    ya bir milleti esaret ve sefalete terk eder. Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni
    kuşaklara vereceği terbiyenin milli terbiye olduğunu açıkça ifade ederim.
  • Tutuculuk bilgisizliğe dayanır. Bundan dolayı tutuculuğu olan bilgisizdir.
    Bilim, kesinlikle bilgisizliği yener. O nedenle halkı aydınlatmak gerekir.
  • Ulusal eğitim alanında ne pahasına olursa olsun, tam bir başarıya ulaşmak
    gerekir. Kurtuluş, ancak bu yolla olur.
  • Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri eğitimin sınırı ne olursa
    olsun en evvel ve her şeyden önce Türkiye’nin istiklaline, kendi benliğine,
    milli ananelerine düşman olan bütün öğelerle savaşmak gereği öğretilmelidir.

Atatürk’ün Ekonomi, Sanayi Ve Ticaret İle İlgili Sözleri

  • Arkadaşlar; bundan sonra pek mühim zaferlere kavuşacağız.
    Fakat bu zaferler süngü zaferleri değil ekonomi, ilim ve irfan zaferleri olacaktır.
    Ordumuzun şimdiye kadar elde ettiği başarılar, memleketimizi hakiki kurtuluşa
    sevk etmiş sayılamaz.
    Bu zafer, ancak gelecekteki zaferimiz için kıymetli bir ortam hazırlamıştır.
    Askeri zaferlerimizle mağrur olmayalım, yeni ilim ve ekonomi zaferlerine
    hazırlanalım.
  • Bağımsızlığın bütünlüğü, ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür.
  • Bir devlet ki: halkına koyduğu bir vergiyi yabancıdan almaz,
    gümrük vergilerini ülke ve ulusal isteklere göre düzenlemesi yasaklanmıştır;
    bir devlet ki: yabancılar üzerinde yargı yetkisinden yoksundur.
    Böyle bir devlete elbette “Bağımsızdır” denemez.
  • Bir kurumun muhasebesi namusudur.
  • Bir ulusun kültür düzeyi üç alanda, devlet, düşünce ve ekonomi alanlarındaki
    çalışma ve başarıları sonuçlarının özü ile ölçülür.
  • Biricik kuvvet, en güçlü temel, ekonomidir.
  • Bizim halkımız, çıkarları birbirinden ayrı sınıflar halinde değildir.
    Tersine; varlıkları ve çalışmaları birbirine gerekli sınıflar oluşturur.
    Çiftçinin sanatkara, sanatkarın çiftçiye ve çiftçinin tüccara ve bunların tümüne
    ve işçimize muhtaç olduğunu kim inkar edebilir?
  • Bu geniş ve bereketli toprakları işleyebilmek, işletebilmek, için mutlaka modern
    araç ve gereçlerle donatmak zorundayız. Ülkemizi bundan başka demiryolları
    karayolları ağları ile örmek zorundayız.
  • Çalışmaya mecbur olduğumuz hususların en önemlisi ekonomidir. Millet yoksul
    kaldıkça bir şey yapamaz. İlk önce zengin olmalıdır. Her şeyi yapan paradır.
    Önce ekonomiye önem vermek lazımdır.
  • Devletçiliğin bizce manası şudur: Kişilerin özel teşebbüslerini ve atılımlarını
    esas tutmak; fakat büyük bir milletin bütün ihtiyaçlarını ve bir çok şeylerin
    yapılamadığını göz önünde tutarak; memleket ekonomisini devletin eline
    almaktır.
  • Devletimiz, ulusumuz, ekonomik egemenliğine kavuşursa o kadar güçlü temel
    üzerinde yerleşmiş olacaktır.
  • Eğer bugüne dek ekonomik alanda özlenen derecede büyük başarılar
    görülmüyorsa, bunu doğal saymak gerekir. Bu demek değildir ki Türk ulusu
    ekonomik alanda yeteneksizdir.
    Bunu söyleyenler, Türk ulusunun gerçek tarihini bilmeyenlerdir.
  • Ekonomi demek, her şey demektir. Yaşamak için, mutlu olmak için, insan varlığı
    için ne lazımsa onların hepsi demektir. Tarım demektir, ticaret demektir,
    çalışmak demektir, her şey demektir.
  • Ekonomik kalkınma, Türkiye’nin özgür, bağımsız, her zaman daha güçlü, her
    zaman daha zengin Türkiye idealinin belkemiğidir.
  • Gerçek kurtuluşa ulaşmak istiyorsak çok kan dökerek kazandığımız zaferlerden
    sonra çok özveride bulunarak ziraat, ticaret, sanat alanlarında emniyetli
    adımlarla yürümeye bakalım.
  • Gerçek zenginliğe ve mutluluğa erişmek için çalışmak gerekir.
    Sizin için başarı ve gelişim alanı ekonomidedir.
    Buna inanıyorsanız çok çalışmak zorundasınız.
  • Her şeyden önemli olan esas, ekonomik, bakımdan milletin uyanıklığı ve
    kendisinin yaşamak hakkına güvenidir.
  • Hiçbir uygar devlet yoktur ki; ordu ve donanmasından önce ekonomisini
    düşünmüş olmasın.
  • (….) İhtiyacınızdan fazla ürünleri dışarıya gönderecek ve onları altına
    çevireceksiniz. Bunu yapabilmek için tüccarlara ihtiyacınız vardır.
    Eğer tüccarlar bizden olmazsa ulusal servetin önemli bir kısmı şimdiye kadar
    olduğu gibi yine yabancılarda kalacaktır.
    Onun için ulusal ticaretimizi yükseltmek zorundasınız.
  • Kesin gerek olmadıkça, piyasalara karışılamaz, bununla birlikte hiç bir piyasa da
    başıboş değildir.
    Ticarette en önde gördüğümüz kural, örgütlendirme ve rasyonel çalışmadır.
  • Politik ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun; ekonomik zaferlerle
    taçlandırılmazsa meydana gelen zaferler uzun ömürlü olmaz ve az zamanda
    söner.
  • Sanayileşmek en büyük ulusal davalarımız arasında yer almaktadır.
    Çalışması ve yaşaması için, ekonomik, elemanları ülkemizde olan büyük,
    küçük her tür sanayi kuracağız ve işleteceğiz.
  • (…) Sırtınıza giydiğiniz elbise, ayağınıza geçirdiğiniz kunduradan en ufak
    şeylere kadar sanat sahiplerine muhtaçsınız. Bütün bu ihtiyacınızı sağlamak için
    paranızı düşmanlara vermemek lazımdır. Kazancınızın boşa gitmemesi için
    başkalarına haraç verici olmamak için kendinizden olan sanatkarlara koşacaksınız. Onlara yardım etmek hem borcunuz, hem yararınızdır.
  • Tam Bağımsızlık denildiği zaman; gerçekten siyasi, mali, ekonomik,
    adli ve askeri ila… her sahada tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir.
    Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, millet ve
    memleketin gerçek manada bütün bağımsızlığından yoksunluğu demektir.
  • Tarımsal ve sınai ürünlerimizin değerlendirilmesi için ticarete ihtiyacımız vardır.
    Ancak, ticaretimizin yabancıların elinde kalması, ülkemizdeki ulusal servetten
    gereği kadar yararlanamamamıza yol açar.
  • Tüketici olarak yaşamak iyi değildir. Üretici olalım.
  • Tüm insanlığa tarımı, zanaatı öğreten Türk Ulusu idi.
    Türk Ulusu’nun bundan sonra layık olduğu derecede ekonomik alanda
    yükseleceğinden kimsenin kuşkusu olmasın.
  • Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, hakiki üretici olan köylüdür.
    O halde herkesten daha çok refahı, saadeti ve serveti hak eden ve ona layık olan
    köylüdür. Bu yüzden, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin ekonomik
    politikası bu ana hedefe yöneliktir.
  • Uzak görüşlü olduğu kadar ulusumuzun acil gereksinimlerine çare olacak bir
    programa dayanmayan kalkınma ve gelişme teşebbüsleri, şahsi ve keyfi
    olmaktan kurtulamaz.
  • Ülkemizin ekonomisi tarım ve tarıma dayalı sanayi olmakla birlikte diğer
    sanayinin de her biçimde korunması gözetilecektir.
  • Ülkenin ekonomik kurumunu güçlendirerek genişletmek, en önde tuttuğumuz
    işlerdendir. Onun için sanayi programımızı durmadan yürütmekteyiz.
  • Ülkenin yönetimindeki başarı, ekonomisindeki kazancın derecesiyle orantılı
    olur
  • Vatandaşa, hazineye karşı yükümlülüğünün en önemli görevi olduğunu
    anlatmak için yorulmamak gerekir.
  • Vergi usullerinin iyileştirilmesi yollarının aranmasına önemle devam olunmalıdır.
    İyi usul ve iyi uygulamanın memnun edici sonuçlarını vatandaş, hiç bir işte vergi
    konusu kadar duyarlılıkla takdir etmez.
  • Yeni Türkiye Devleti temellerini süngü ile değil, süngünün dahi dayandığı
    ekonomi ile kuracaktır.

    Atatürk’ün Erkekler Hakkındaki Sözleri
  • Bir toplum, aynı amaca bütün kadınları ve erkekleriyle birlikte yürümezse
    ilerlemesine teknik olarak ve ilmi olarak ihtimal yoktur.
  • İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir (oluşur).
    Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de
    kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin?
    Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı
    göklere yükselebilsin.

    Atatürk’ün Eser Ve Eserler vermek Hakkındaki Sözleri
  • Rastgele bir eser meydana getirerek sonradan pişman olmaktansa,
    hiçbir eser vücuda getirmemek gerekir.
  • Bir şahsın yaşadıkça memnun ve mutlu olması için lazım gelen şey, kendisi için
    değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmasıdır.
  • Öyle istiyorum ki,
    Türk Dili bilim yöntemleriyle kurallarını ortaya koysun ve her dalda yazı
    yazanlar, bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği güzel, ahenkli dilimizi
    kullansınlar.

    Atatürk’ün Gelecek Hakkındaki Sözleri
  • Arkadaşlar, Cumhuriyet döneminin verimli çalışması sonucu, tüm bu üzüntü ve
    sıkıntıların, mutluluk ve esenliğe dönüşeceği bir gerçektir.
    Gelecekten bunu güvenle bekleyebilirsiniz.
  • Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için ne yapacaksınız onu söyleyiniz.
  • Bir şahsın yaşadıkça memnun ve mutlu olması için lazım gelen şey, kendisi için
    değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmasıdır.
  • Eğer şunun bunun teveccühünden kuvvet almaya tenezzül ederseniz, halinizi
    bilmem, fakat geleceğiniz çürük olur.

    Atatürk’ün Genç Ve Gençlik Hakkındaki Sözleri
  • Benim Türk milletine, Türk Cumhuriyetine ve Türklüğün istikbaline ait
    görevlerim bitmemiştir. Sizler, onları tamamlayacaksınız.
    Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.
  • Gelecek ümidi ile dopdolu gençler taze ve temiz canlarını feda ettiler, memleketi
    kurtarmak için.
    Memleketi, kendilerinden ve aşırı tutkularından başka bir şey düşünmeyen
    politikacılar elinde oyuncak yapmak için değil.
  • Gençler cesaretimizi destekleyen ve devam ettiren sizsiniz.
    Siz almakta olduğunuz eğitim ve kültür ile, insanlık meziyetinin, vatan
    sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli sembolü olacaksınız.
    Ey yükselen yeni nesil! Gelecek, sizindir.
    Cumhuriyeti biz kurduk.
    Onu yükseltecek ve devam ettireceksiniz.
  • Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın (kültürün) müspet fikirlerini veriniz.
    İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız.
    Hür fikirler tatbik (uygulama) mevkiine konduğu vakit Türk milleti yükselecektir.
  • Her türlü spor çalışmalarını Türk gençliğinin ulusal eğitiminin ana öğelerinden
    saymak gerekir.
  • Sağlam bir gençlik Türkiye’nin mayasıdır.
  • Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları, yorulsanız bile beni takip
    edeceksiniz.
    Dinlenmemek üzere yürümeye kara verenler, asla ve asla yorulmazlar.
    Türk gençliği amaca, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan
    yürüyecektir.
  • Türk çocuğu soyunu tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için güç bulacaktır.

    Atatürk’ün Genel Sözleri
  • Benimsenen kötülük ( ehven-i şer), kötülüklerin en büyüğüdür.
  • Birbirimize daima gerçeği söyleyeceğiz. Felaket veya mutluluk getirsin, iyi veya
    fena olsun, hiç bir zaman gerçeklerden ayrılmayacağız.
  • Birbirimize vereceğimiz işaret şudur. İleri, daima ileri.
  • Bizim, akıl, mantık, zeka ile hareket etmek tek parolamızdır.
    Tüm yaşamımızı dolduran olaylar, bu gerçeğin kanıtıdır.
  • Felaket başa gelmeden önce, onun önlenme tedbirleri düşünülmelidir.
    Geldikten sonra düşünmenin bir yararı yoktur.
  • Gerçekleri gören, kalp ve vicdanında manevi ve mukaddes hazlardan başka zevk
    taşımayan insanlar için, ne kadar yüksek olursa olsun maddi makamların hiçbir
    kıymeti yoktur.
  • Gizli iş, gizli kalmaz, er geç meydana çıkar.
    İyisi mi başından açık olsun açık açık.
  • Göçmenler kaybedilmiş topraklarımızın canlı hatıralarıdır.
  • Güç ve yetenekten mahrum olanlara iltifat edilemez.
  • Meseleleri olaylara göre değil, gerçeklere göre düşünmek lazımdır.
  • Samimiyetin dili yoktur, samimiyeti anlamak mümkün değildir.
    O gözlerden ve yüzlerden anlaşılabilir.
  • Tarih su götürmez bir biçimde kanıtlanmıştır ki,
    büyük sorunlarda başarı için yetenek ve gücü sarsılmaz bir liderin varlığı şarttır.
  • Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet memlekete ihanettir.
  • Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi yeterli değildir.
    Kesin olarak ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi gerekir.

    Atatürk’ün Güvenlik Hakkındaki Sözleri
  • Cumhuriyetin, güvenlik ve düzenin korunmasına verdiği önem, ülkenin her
    yanında herkes tarafından hissedilmiş ve sürekli olarak elde edilen olumlu
    sonuçları, halkın huzurunu sağlayan dereceyi bulmuştur.
  • Güvenlik ve adalet işleriyle ilgili yönetimlerde ve kanunlarda kolaylık, çabukluk,
    açıklık ve kesinlik temel ilkedir.
  • Hükümetin iki amacı vardır. Biri ulusun güvenliği, ikincisi ulusun mutluluk ve
    zenginliğini sağlamak.
    Bu iki şeyi gerçekleştiren hükümet iyi, sağlayamayan kötüdür.
  • Türkiye’nin güvenini amaç edinen, hiçbir başka ulusun aleyhinde olmayan bir
    barış yolu, her zaman bizim ilkemiz olacaktır.

    Atatürk’ün Havacılık Hakkındaki Sözleri
  • Göklerine sahip olmayan bir ulus, vatanını koruyamaz.
  • Türk çocuğu; her işte olduğu gibi, havacılıkta da, en yüksek düzeyde,
    gökte seni bekleyen yerini, az zamanda dolduracaksın.
    Bundan, gerçek dostlarımız sevinecek, Türk ulusu mutlu olacaktır.
    İstikbal göklerdedir.
  • Yaşadığımız bu çağda, artık insanlar yalnız karada ve denizde kalmadılar.
    Doğanın hava varlığının içine daldılar.

    Atatürk’ün Havacılık Hakkındaki Sözleri
  • Artık hükümet ile ulusumuz arasında geçmişte olduğu gibi ayrılık kalmamıştır.
    Hükümet ulustur ve ulus hükümettir.
  • Her millet icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortaktır.
  • Hükümet, ülkede yasaları egemen kılmak ve adaleti iyi dağıtmakla yükümlüdür.
  • Hükümetimizin, devlet teşkilatımızın doğrudan doğruya milletin kendi kendine,
    kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki onun adı
    Cumhuriyet’tir.
    Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır.
    Hükümet millet ve millet hükümettir.
  • Hükümetin iki amacı vardır.
    Biri ulusun güvenliği, ikincisi ulusun mutluluk ve zenginliğini sağlamak.
    Bu iki şeyi gerçekleştiren hükümet iyi, sağlayamayan kötüdür.
  • Yayın, yolsuzluklara engel olur.
    Hükümet ve hükümet organlarını görevlerini doğru yapmaya zorlar.

Atatürk’ün İnsanlar Hakkındaki Sözleri

  • Bir adam ki büyük olmaktan bahseder, benim hoşuma gitmez.
    Bir adam ki ülkeyi kurtarmak için önce büyük adam olmak gerekir der ve bunun
    için bir de örnek seçer, onun gibi olmayınca ülkenin kurtulamayacağı kanaatinde
    bulunur, bu adam değildir.
  • Bir insan, ülke ve ulusa yaralı bir iş yaparken bir an uzak bulundurmamaya
    mecbur olduğu kural, ulusun gerçek eğilimidir.
  • Bir takım kuş beyinli kimselere kendinizi beğendirme hevesine kapılmayınız.
    Bunun hiçbir değeri ve önemi yoktur.
  • Çağdaş bir cumhuriyet kurmak demek ulusun insanca yaşamayı bilmesi,
    insanca yaşamanın neye bağlı olduğunu öğrenmesi demektir.
  • Ekonomi demek, her şey demektir.
    Yaşamak için, mutlu olmak için, insan varlığı için ne lazımsa onların hepsi
    demektir. Tarım demektir, ticaret demektir, çalışmak demektir, her şey demektir.
  • En doğru tarikat, medeniyet tarikatıdır.
    Medeniyetin emir ve dileklerini yapmak insan olmak için şarttır.
  • Gerçekleri gören, kalp ve vicdanında manevi ve mukaddes hazlardan başka zevk
    taşımayan insanlar için, ne kadar yüksek olursa olsun maddi makamların hiçbir
    kıymeti yoktur.
  • İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir (oluşur).
    Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de
    kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa
    zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin.
  • İnsan, yalnız, hürriyet vasıtası olarak servete sahip olmalıdır; servete esir olmak
    için değil.
  • İnsanlar, gelenekle göreneklerini, ahlaklarını, eğilimlerini hatta düşüncelerini
    kazanıp yönlendirirken, içinde yetiştiği toplumun ortak, duyuş ve
    düşüncelerinden kurtulamazlar.
  • İnsanları istediği gibi kullanan kuvvet, fikirler ve bu fikirleri teşhis ve tamim
    eden kimselerdir.
  • İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak, insanlıktan uzak ve
    son derece üzülecek bir sistemdir.
  • Musiki ile ilgisi olmayan varlık insan değildir.
    Hayat musikidir.
    Eğer söz konusu olan yaşam insan yaşamıysa musiki elbette vardır.
    Musikisiz yaşam zaten düşünülemez.
  • Yaşadığımız bu çağda, artık insanlar yalnız karada ve denizde kalmadılar.
    Doğanın hava varlığının içine daldılar.

    Atatürk’ün İntikamHakkındaki Sözleri
  • Ulusların kalbinde intikam olmalı. Bu sıradan bir intikam değil.
    Hayatına, refahına, erişmiş olduğu duruma düşman olanların zararlarını
    yok etmeye dönük kutsal bir intikamdır.

    Atatürk’ün Kadınlar Hakkındaki Sözleri
  • Bilinmelidir ki her alanda olduğu gibi toplum yaşamında da iş bölümü vardır.
    Bu iş bölümü arasında kadınlar kendilerine ait olan görevleri yerine getirecekleri
    gibi toplumun zenginliği, mutluluğu için gerekli ortak çalışma ve eylemlere
    katılacaklardır.
  • Bir milleti idare edeni bir kadın yönetmeye kalkarsa, o memleket batar.
  • Bir toplum, aynı amaca bütün kadınları ve erkekleriyle birlikte yürümezse
    ilerlemesine teknik olarak ve ilmi olarak ihtimal yoktur.
  • Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde
    olmuştur.
  • Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere
    yükselmeye layıksın.
  • İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir (oluşur).
    Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de
    kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa
    zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin.
  • Kadının en büyük görevi analıktır. İlk eğitim verilen yerin ana kucağı olduğu
    düşünülürse bu görevin önemi çok iyi anlaşılır.
  • Kadınlarımız erkeklerden bile daha çok aydın, daha çok verimli,
    daha fazla bilgili olarak zorundadır.
    Eğer gerçekten ulusun anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar.
  • Kadınlarımızın genel vazifelerde üzerlerine düşen hisselerden başka, kendileri
    için en önemlisi, en hayırlısı, en erdemli bir vazifeleri de ” iyi ana” olmaktır.
  • Şuna inanmak gerekir ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.
  • Toplumdaki başarısızlığın nedeni, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz
  • ihmal ve kusurdan doğmaktadır.
  • Türk kadını dünyanın en aydın, en erdemli ve en ağır kadını olmalıdır.
    Ahlakta, erdemde ağır, alnı dik ve açık bir kadın olmalıdır.
  • Türk kadınının görevi, Türk’ü düşünsel ve bedensel gücüyle, azmiyle
    koruyacak ve savunacak güçlü çocuklar yetiştirmektir.
    Ulusun kaynağı ve toplumun temeli olan kadın, ancak, erdemli olursa görevini
    yerine getirebilir.
  • Türk toplum yaşamında kadınlar, bilim, kültür ve diğer alanlarda erkeklerden
    kesinlikle geri kalmamışlardır.
    Belki daha ileri gitmişlerdir.

    Atatürk’ün Kapitülasyonlar Hakkındaki Sözleri

    Kapitülasyonlar bir devleti sonunda yıkılmaya kadar götürür.

    Atatürk’ün Kitap Hakkındaki Sözleri
  • Çocukluğumda elime geçen iki kuruştan birini eğer kitaplara vermeseydim,
    bu gün yapabildiğim işlerin hiçbirini yapamazdım.

Atatük’ün Kurtuluş Hakkındaki Sözleri

  1. Ulusal eğitim alanında ne pahasına olursa olsun,
    tam bir başarıya ulaşmak gerekir.
    Kurtuluş, ancak bu yolla olur.

    Atatük’ün Kültür Hakkındaki Sözleri
    Bir ulusal eğitim programından söz ederken yabancı düşüncelerden, doğudan
    ve batıdan gelebilen tüm etkilerden arınmış, ulusal birliğimiz ve tarihimize uygun
    bir kültür kastediyorum.
    Bir ulusun kültür düzeyi üç alanda, devlet, düşünce ve ekonomi alanlarındaki
    çalışma ve başarılı sonuçlarının özü ile ölçülür.
    Efendiler, eser yazma ve yaratma ile çeviri işleri, ulusal bağımsızlığımızın
    dayanağı ve milli kültürün en önemli yayım araçlarıdır.
    Kültür işlerimizin başında, Türk tarihini, doğru temelleri üstüne kurmak; öz Türk
    diline, değeri olan genişliği vermek için candan çalışılmakta olduğunu
    söylemeliyim.
    Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür. Kültür okumak, anlamak, görebilmek,
    görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak düşünmek, zekayı terbiye etmektir.
    Ulusal kültürün her çığırda açılarak yükselmesini, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel
    direği olarak sağlayacağız.

    Atatük’ün Laiklik Hakkındaki Sözleri
    Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin birbirinden ayrılması demek değildir.
    Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü demektir.
    Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele
    kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir.
    Din bir vicdan meselesidir.

    Atatük’ün Meclis Hakkındaki Sözleri

    23 Nisan Türkiye ulusal tarihinin başlangıcı ve yeni bir dönüm noktasıdır.
    Tüm düşmanlarına karşı baş kaldıran Türk halkının, Türkiye Büyük Millet
    Meclisi’ni kurmakta gösterdiği olağanüstü başarıyı simgeler.
    Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden
    fazla inanmamalı ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir
    ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir. Meclislerin öyle
    kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan
    zararlar verebilir.
    Yeni Türkiye Devletinin yönetim sorumluluğunu yüklenmiş olan Türkiye Büyük
    Millet Meclisi, yaptığı tüm işlerden tarihe ve medeniyete karşı hesap vermekten
    bir an bile çekinmeyecektir. Çünkü bu hesaptan alnı ak ve tamamıyla başarılı
    olarak çıkacağından kuşkusu yoktur.
    Yüce Meclisimiz ve onun hükümeti, savaşçı ve maceracı olmaktan uzaktır.
    Tersine; barış yanlısıdır.

    Atatük’ün Medeniyet Ve Uygarlık Hakkındaki Sözleri

    Adımlarını, attığımız uygarlık ve yenilik adımlarına kendilerini uydurmak
    İstemeyenler ne talihsizdirler! Bu gibiler hâlâ milleti aldatacaklarını ümit
    ediyorlarsa, bu ümitleri, kendilerinin zarara uğramalarından başka bir sonuç
    vermeyeceğine şimdiden emin olabilirler.
    Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük
    medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, batının yüksek medeniyet
    ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır. Bu söylediklerim hakikat olduğu gün
    senden ve bütün medeni beşeriyetten dileğim şudur:
    BENİ HATIRLAYINIZ…
    Bilirsiniz ki dünyada her kavmin, varlığı kıymeti, hürriyet ve bağımsızlık hakkı,
    sahip olduğu ve yapacağı medenî eserlerle orantılıdır. Medenî eser vücuda
    getirmek kabiliyetinden mahrum olan kavimler hürriyet ve bağımsızlıklarından
    soyunmaya mahkûmdurlar.
    Medeniyet yolunda yürümek ve muvaffak olmak hayatın şartıdır.
    Bu yol üzerinde bekleyenler veyahut bu yol üzerinde ileri değil, geriye bakmak
    bilgisizliği ve ihtiyatsızlığı gösterenler, umumî medeniyetin coşkun seli altında
    boğulmağa mahkûmdurlar.
    Biz yabancılara herhangi düşmanca bir his beslemediğimiz gibi, onlarla iyi
    ilişkiler içinde bulunmak arzusundayız. Türkler bütün medeni milletlerin
    dostlarıdır.
    Bugüne dek elde ettiğimiz başarılar, bize, ancak gelişme ve medeniyete doğru
    bir yol açmıştır.
    Bize düşen görev, bu yolda tereddütsüz ilerlemektir.
    En doğru tarikat, medeniyet tarikatıdır.
    Medeniyetin emir ve dileklerini yapmak insan olmak için şarttır.
    Gezdiğim ve gördüğüm her yerde, ulusumuz bilgisizlik ve bağnazlığa karşı
    savaş açmıştır. Uygarlık ve yenileşme yolunda bir an yitirmeye niyeti yoktur.
    Gözlerimizi kapayıp dünyada yapayalnız yaşadığımızı varsayamayız.
    Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız; yaşayamayız.
    Aksine ilerici, yenilik yanlısı bir millet olarak medeniyet sahasının üzerinde
    yaşayacağız.
    Hayatta her şey için, medeniyet için, başarı için, en gerçek yol gösterici, bilimdir,
    fendir.
    Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya
    mahkumdurlar.
    Medeniyet öyle güçlü bir ışıktır ki, ona ilgisiz olanları yakar, mahveder.
    Medeniyetin esası, gelişmesi ve kuvvetin temeli aile hayatındadır.
    Bu hayatta fenalık mutlaka toplumsal, ekonomik ve siyasi acze neden olur.
    Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve onlara bağlı olanlar
    ülkesi olamaz.
    En doğru ve en gerçek yol uygarlık yoludur.
    Uygarlığın buyruk ve isteklerini yapmak insan olmak için yeterlidir.
    Ulusumuz, devletlerarası mücadelede, yaşam ve güç kaynağı olacak iklim
    ortamının ancak çağdaş uygarlık düzeyinde bulunabileceğini,
    yalın bir gerçek olarak benimsemiştir.
    Uygarlık demek bağışlama ve hoşgörü demektir.
    Ülkeler çeşitlidir, uygarlık birdir.

    Atatük’ün Müzik İle İlgili Sözleri

    Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, musikide yeni değişikliği alabilmesi,
    kavrayabilmesidir. Musiki ile ilgisi olmayan varlık insan değildir.
    Hayat musikidir. Eğer söz konusu olan yaşam insan yasamıysa musiki elbette vardır.
    Musikisiz yaşam zaten düşünülemez. Müziksiz devrim olmaz.

    Atatürk’ün Öğretmen İle İlgili Sözleri

    Bir topluluk ulus olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır.
    Onlardır ki, toplumu gerçek bir ulus haline getirirler.
    Bir ulus, eğitim ordusuna sahip olmadıkça savaş alanlarında ne kadar parlak
    zaferler elde ederse etsin, o zaferler kalıcı sonuçlar veremez.
    Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakar ve
    saygıdeğer unsurlarıdır.
    Öğretmenler! Cumhuriyetin fedakar öğretici ve eğiticileri, yeni kuşakları sizler
    yetiştireceksiniz. Ve yeni kuşaklar sizin eseriniz olacaktır.
    Hayatın her çalışma safhasında olduğu gibi özellikle öğretim hayatında sıkı
    disiplin başarının şartıdır. Yöneticiler ve öğretim kadroları disiplini sağlamaya,
    öğrenci ise disipline uymaya mecburdur.
    İlk ilham ana-baba kucağından sonra, mektepteki öğretmenin dilinden,
    vicdanından, terbiyesinden alınır.
    Miletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.
    Öğretmenlerden, eğitimcilerden mahrum bir ulus, henüz bir ulus namını
    almak hakkını kazanmamıştır.
    Okullarda öğretmenlik görevinin güvenilir ellere teslimi, yurt evlatlarının
    o görevi kendine hem bir meslek, hem bir ülkü sayacak bilgili ve saygı değer
    öğretmenler tarafından yetiştirilmesini sağlamak için öğretmenlik, diğer yüksek
    meslekler gibi gittikçe ilerlemeye ve refah sağlamaya uygun bir meslek haline
    getirilmelidir.
    Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.
    Öğretmenler her şeyden yararlanarak halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve
    halk öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutan bir varlık olmadığını anlamalıdır.
    Öğretmenler! Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.
    Öğretmenler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğiticileri,
    sizler yetiştireceksiniz.
    Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.
    Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakarlığınız derecesiyle mütenasip
    bulunacaktır.
    Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin
    hazırladı. Gerçek zaferi siz kazanacak ve devam edeceksiniz ve mutlaka başarılı
    olacaksınız.
    Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak, öğretmenlerdir.
    Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneği
    kazanmamıştır.
    Ulusumuz, elbette dünyanın takdirini kazanmış bir toplumdur.
    Fakat onu layık olduğu yüceliğe yükseltecek siz öğretmenlersiniz.
    Ulusumuz, ülkemiz, cumhuriyetimiz sizden yüksek hizmet bekliyor.
    Unutmayınız ki cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.
    Ülkemizi gerçek hedefe, gerçek mutluluğa kavuşturmak için iki orduya ihtiyaç
    vardır: Biri vatanımızı kurtaran asker ordusu, diğeri ulusumuzun geleceğini
    yoğuran irfan (bilim, kültür) ordusudur.

    Atatürk’ün Özgür, Özgürlük Ve Hürriyet İle İlgili Sözleri

    Bağımsızlık ve hürriyetlerini her ne bahasına ve her ne karşılığında olursa olsun
    zedelemeye asla müsamaha etmemek ; bağımsızlık ve hürriyetlerini bütün
    manasıyla koruyabilmek ve bunun için gerekirse, son ferdinin, son damla kanını
    akıtarak, insanlık tarihini şanlı örnek ile süslemek; işte bağımsızlık ve hürriyetin
    hakiki mahiyetini, geniş manasını, yüksek kıymetini, vicdanında kavramış
    milletler için temel ve ölmez prensip… Ancak bu prensip uğrunda her türlü
    fedakarlığı, her an yapmaya hazır milletlerdir ki, devamlı olarak insanlığın
    hürmet ve saygısına layık bir topluluk olarak düşünülebilirler.
    Bence bir ulusta şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut bulabilmesi,
    devam edebilmesi mutlaka o ulusun özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla
    mümkün olur.
    Bilirsiniz ki dünyada her kavmin, varlığı, kıymeti, hürriyet ve bağımsızlık hakkı,
    sahip olduğu ve yapacağı medenî eserlerle orantılıdır. Medenî eser vücuda
    getirmek kabiliyetinden mahrum olan kavimler hürriyet ve bağımsızlıklarından
    soyunmaya mahkûmdurlar. Medeniyet yolunda yürümek ve muvaffak olmak
    hayatın şartıdır. Bu yol üzerinde ileri değil, geriye bakmak bilgisizliği ve
    ihtiyatsızlığı gösterenler, umumî medeniyetin coşkun seli altında boğulmağa
    mahkûmdurlar.
    Biz Türkler bütün tarihi hayatımızda hürriyet ve istiklale örnek olmuş bir milletiz.
    Bütün haksızlığa uğramış milletler zalimleri bir gün yok edecektir.
    Cumhuriyet, düşünce özgürlüğünden yanadır. İçten geldikçe ve doğru yolda
    bulundukça her düşünceye saygı duyuyoruz. Bütün inançlar bizce saygıya
    değer.
    Devlet iradesi işlemez olursa, kişilerin hürriyetini koruyacak hiçbir kuvvet
    kalmaz.
    Dış politikanın en çok ilgilendiği ve dayandığı husus, devletin iç istiklalidir.
    Dış politika, iç örgütle uyum içinde olmalıdır.
    Eğer bizim yaptığımız mücadele yalnızca Türk milletinin istiklal ve hürriyeti için
    olsaydı, çok daha kısa ve çok daha kansız olurdu. Fakat bizim mücadelemiz,
    bütün mazlum ve esir milletlerin istiklal ve hürriyeti içindir.
    En büyük gerçekler ve gelişmeler, düşüncelerin özgür olarak ortaya konması ve
    karşılıklı alınıp verilmesi ile ortaya çıkar ve yükselir.
    Hiç bir zaman ümitsiz olmayacağız, memleketi kurtaracağız.
    Bizi öldürmek değil, canlı canlı mezara atmak istiyorlar.
    Şimdi çukurun kenarındayız.
    Son bir atılım belki bizi kurtarabilir.
    Zaten başka türlü de geri dönmek olanağı yoktur.
    Hürriyet kayıtsız şartsız serbest olmak değildir. Onun akitleri şartları vardır.
    Kayıtsız şartsız serbest olmak, ormanlardaki hayvanlara mahsustur.
    İlmi esaslara göre ferdin hürriyeti başkasının hürriyetinin hududu ile sınırlıdır.
    Bir başkasının hürriyet hakkını tanımayan kendi hürriyet hakkını da tanıtamaz.
    Siyasi anlayış sahibi olan hakiki ve zeki devrimciler bu lekeden masundurlar.
    Onlar ne vakit şiddet ne vakit yumuşaklık göstereceklerini bilirler.
    Milletlerini hürriyet ve adalete doğru yürütürler.
    İnsan, yalnız, hürriyet vasıtası olarak servete sahip olmalıdır;
    servete esir olmak için değil.
    Kişilerin özgürlükleri, devletin egemenlik ve iradesini korumasına bağlıdır.
    Okul, genç dimağlara insanlığa saygıyı, millet ve memlekete sevgiyi, şerefi,
    istiklali öğretir. İstiklal tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmak için izlenecek
    olan uygun ve sağlam yolu belletir.
    Özgürlüğün de, bağımsızlığın da, adaletin de dayanak noktası,
    ulusal egemenliktir.
    Sınırsız bir hürriyet düşünülemez, hakların en büyüğü olan hayat hakkı bile
    devamlı değildir.
    Türk halkı, asırlardan beri hür ve bağımsız yaşamış ve istiklali bir yaşama gereği
    saymış bir kavmin kahraman evlatlarıdır. Bu millet, istiklalsiz yaşamamıştır.
    Yaşayamaz ve yasamayacaktır.
    Ulusal özgürlük, öyle bir ışıktır ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar
    yanar, hükümdarlar mahvolur. Ulusların tutsaklığı üstüne kurulmuş kurumlar
    her yerde yıkılma durumuyla karşı karşıya gelir.
    Uygar eser yaratmak kabiliyetinden mahrum olan uluslar, özgürlük ve
    bağımsızlığından ayrılmaya mahkumdurlar.

    Atatürk’ün Sanat Ve Sanatçı İle İlgili Sözleri
    -Bir ulus ki resim yapmaz, bir ulus ki heykel yapmaz, bir ulus ki bilimin
    gerektirdiği şeyleri yapmaz, açıkça söylemeli ki o ulusun gelişim çizgisinde yeri
    yoktur. Oysa bizim ulusumuz gelişmeye layıktır ve olacaktır.
    Belgrad üzerinden Viyana’ya yürüyen büyük Osmanlı ordusunun başında
    bulunan en büyük Osmanlı padişahlarından birinin, bir sanatkara ihtiyacı
    olmuştu.
    Bir milleti yaşatmak için bir takım temeller lazımdır ve bilirsiniz ki, bu temellerin
    en önemlilerinden biri sanattır.
    Bir millet sanattan ve sanatkardan yoksun ise tam bir hayata sahip olamaz.
    Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.
    Fikirler ve devrimler, sanatla yayılır.
    Hepiniz milletvekili olabilirsiniz. Bakan olabilirsiniz. Hatta Cumhurbaşkanı
    olabilirsiniz. Fakat sanatkar olamazsınız.
    Hayatlarını büyük bir sanata adayan bu çocukları sevelim.
    Musiki ile ilgisi olmayan varlık insan değildir. Hayat musikidir.
    Eğer söz konusu olan yaşam insan yasamıysa musiki elbette vardır.
    Musikisiz yaşam zaten düşünülemez. Sanatçı el öpmez.
    Sanatçının eli öpülür.
    Sanatçı, toplumda uzun savaşım ve çabalardan sonra alnında ışığı ilk duyan
    insandır.
    Sanatın en yalını, en şereflisidir.
    Kunduracı, terzi, marangoz, saraç, demirci, toplum yaşamımızda saygı
    görebilecek, sanatkarlardır.
    Sanatsız kalan bir ulusun hayat damarlarından biri kopmuş demektir.
    Siz, tiyatro sanatçılarının yurda en büyük hizmeti Anadolu’muzu baştanbaşa
    dolaşıp halkımıza sanatın ne olduğunu anlatmanız olacaktır.
    Turnelerinizi düzenli sürdürünüz.
    Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, musikide yeni değişikliği alabilmesi,
    kavrayabilmesidir.
    Barış, insanlığın ilerlemesiyle paralel olarak güçlenmektedir.
    Savaştan büyük zarar görmüş ulusların barışa daha içtenlikle bağlanacakları
    doğaldır.
    Dünyada milletler bir apartmanın sakinleri gibi kabul edilir. Eğer bir apartman,
    sakinlerinden bazıları tarafından ateşe verilirse, diğerlerinin yangının etkisinden
    kurtulmasına imkân yoktur.
    Harp zorunlu ve hayati olmalıdır.
    Milletin hayatı tehlikeye düşmedikçe, harp bir cinayettir.
    Kuvvetlerimizi, üstün düşman kuvveti, üstün düşman araçları karşısında
    bozguna uğratmaktansa onu düşmandan üstün bir hale getirecek güne kadar
    daima elimizde iyi muhafaza etmeye mecburuz.
    Yaşam demek savaşım, çarpışma demektir.
    Yaşamda başarı, kesinlikle savaşımda başarılı olmakla mümkündür.

    Atatürk’ün Savunma İle İlgili Sözleri

    Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.
    Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla sulanmadıkça düşmana
    terk olunmaz. Kesin sonuç daima taarruzla alınır.
    Olaylar, Türk ulusuna iki önemli kuralı hatırlatıyor:
    Yurdumuzu ve haklarımızı savunacak güçte olmak.
    Barışı koruyacak uluslararası çalışma birliğine önem vermek.
    Savunma, düşmanın irade ve isteğine boyun eğmeye zorunlu, başarısızlığa
    mahkum ve hareket serbestliğinden yoksundur.
    Askere daima korku ve umutsuzluk getirir.
    En büyük karı, ne kar etmektir ne zarar.
    Fakat genellikle de düşmanın kazanmasını sağlamaya yarar.
    Ulusal savunma araç ve gereçlerine yıllardan beri verdiğimiz önemin yerinde
    olduğunu, olaylar her gün göstermekledir.
    Zavallı Wilson anlamadı ki; süngü, güç ve onurun savunamadığı hatlar,
    başka hiçbir ilkeyle savunulamaz.

    Atatürk’ün Zafer İle İlgili Sözleri
    Bir ulus, eğitim ordusuna sahip olmadıkça, savaş alanında ne kadar parlak
    zaferler elde ederse etsin, o zaferler kalıcı sonuçlar vermez.
    Bütün haksızlığa uğramış milletler zalimleri bir gün yok edecektir.
    Hayat mücadeleden ibarettir.
    Bundan dolayı hayatta yalnız iki şey vardır.
    Galip olmak, mağlup olmamak.
    Her taarruza karşı daima, karşı taarruz düşünmek gerekir.
    Gelebilecek taarruz olasılığını düşünmeden ve ona karşı önlem bulmadan
    hareket edenlerin sonları, mağlup ve perişan olmaktır, yıkılmaktır.
    Hiç bir zaman ümitsiz olmayacağız, memleketi kurtaracağız.
    Bizi öldürmek değil, canlı canlı mezara atmak istiyorlar.
    Şimdi çukurun kenarındayız.
    Son bir atılım belki bizi kurtarabilir.
    Zaten başka türlü de geri dönmek olanağı yoktur.
    Kesin sonuç daima taarruzla alınır.
    Politik ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun; ekonomik zaferlerle
    taçlandırılmazsa meydana gelen zaferler uzun ömürlü olmaz ve az zamanda
    söner.
    Savunma, düşmanın irade ve isteğine boyun eğmeye zorunlu, başarısızlığa
    mahkum ve hareket serbestliğinden yoksundur.
    Askere daima korku ve umutsuzluk getirir.
    En büyük karı, ne kar etmektir ne zarar.
    Fakat genellikle de düşmanın kazanmasını sağlamaya yarar.

    Atatürk’ün Yönetim, Yönetici, Yönetmek, Lider ve Önder İle ilgili Sözleri

    Milleti kendi benliğine sahip yapmayan, milleti asırlarca kendi hakkında gafil
    bulunduran hep bu cehalettir. Hükümdarların, şunun, bunun, milleti esir gibi,
    köle gibi kullanmaları, bütün vatanı kendi özel mülkleri gibi düşünmeleri, hep
    milletin bu bilgisizliğinden istifade edilmek sayesinde idi. Gerçek kurtuluşu
    istiyorsak, her şeyden evvel, bütün kuvvetimiz, bütün süratimizle bu cehaleti
    ortadan kaldırmaya mecburuz….
    Tarih su götürmez bir biçimde kanıtlanmıştır ki, büyük sorunlarda başarı için
    yetenek ve gücü sarsılmaz bir liderin varlığı şarttır.
    Uluslar kayıp ve üzüntü bilmemelidir. Liderlerin görevi, hayatı neşe ve istekle
    karşılamak konusunda uluslarına yol göstermektir.
    Ulusları yönetenler için ilk ve son en zor görev, kişisel bencilliğe kapılmaktan
    kendilerini korumalarıdır.
    Ülkenin yönetimindeki başarı, ekonomisindeki kazancın derecesiyle orantılıdır.
    Yönetimi halkın eline vereceğiz. Toplumda hak sahibi olmak, herkesin iş sahibi
    olması kuralına dayanacaktır.
    Ulus, hak sahibi olmak için çalışacaktır.
    Askerlik, işlerin çekip çevrilmesi değil,
    insanların yönlendirilmesi ve yönetilmesi sanatıdır.
    Devlet işlerinde, toplumsal işlerde, gerçek işlerde, duygulara, hatıra,
    dostluğa yer bırakılmaz.
    Hükümdarlar kendilerini hayali bir gücün ve kuvvetin temsilcisi sayarlar ve
    bundan zevk alırlar.
    Verdiğiniz emrin yapılamasından emin olmak istiyorsanız, ta en son
    gerçekleşmesine kadar kendiniz onun başında bulunmalısınız.
    Bir memleketin, bir memleket halkının düşmandan zarar görmesi acıdır.
    Fakat kendi ırkından büyük tanıdığı insanlardan vefasızlık, felaket görmesi
    daha acıdır.
    Bir millette, özellikle bir milletin işbaşında bulunan yöneticilerinde
    özel istek ve çıkar duygusu, vatanın yüce görevlerinin gerektirdiği duygulardan
    üstün olursa, memleketin yıkılıp kaybolması kaçınılmaz bir sondur.
    Yeni Türkiye Devletinin yönetim sorumluluğunu yüklenmiş olan
    Türkiye Büyük Millet Meclisi, yaptığı tüm işlerden tarihe ve medeniyete karşı
    hesap vermekten bir an bile çekinmeyecektir. Çünkü bu hesaptan alnı ak ve
    tamamıyla başarılı olarak çıkacağından kuşkusu yoktur.
    Eğer bu millet, bu memleket parçalanacak olursa genel şerefsizliğin enkazı
    altında şunun bunun şahsi şerefi de paramparça olur. Biz o genel şerefi
    kurtarabilmek için harekete geçen millete ruhumuzla katıldık.
    Katılmamıza mani olabilecek şahsi rütbeleri, mevkileri de genel şerefi
    kurtarmaya yönelik bir gaye uğrunda feda ettik. Bunu anlamayıp da milleti hala
    kendi kafalarının keyfine göre idare etmeye kalkışan kuvvetler artık birer beladır.
    Bela çekmeye de bu milletin artık tahammülü kalmamıştır.
    En büyük düşmanlık, ulusun başında bulunanların halk arasında bozgunluk
    yapmalarıdır.
    Efendiler,.. muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki, sinesinde yetiştirerek
    başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki cevher-i
    asliyi çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin.
    Hayatın her çalışma safhasında olduğu gibi özellikle öğretim hayatında sıkı
    disiplin başarının şartıdır. Yöneticiler ve öğretim kadroları disiplini sağlamaya, öğrenci ise disipline uymaya mecburdur.

    Atatürk’ün Yazı Yazmak, Eser ve Yazmak İle İlgili Sözleri
    Efendiler, eser yazma ve yaratma ile çeviri işleri, ulusal bağımsızlığımızın
    dayanağı ve milli kültürün en önemli yayım araçlarıdır.
    Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir. Yazan yapana bağlı kalmazsa,
    değişmeyen gerçek, insanlığı şaşırtacak bir nitelik alır.

    Atatürk’ün Yaşam, Yaşamak İle İlgili Sözleri

    Hayat felsefesinin garip bir tecellisidir ki, her yararlı ve yeni şeye karşı mutlaka
    bir kuvvet çıkar.
    Hayatta her şey için, medeniyet için, başarı için, en gerçek yol gösterici,
    bilimdir, fendir.
    Hayatta her zaman ölçülü olmak gerekir.
    Yaşam demek savaşım, çarpışma demektir.
    Yaşamda başarı, kesinlikle savaşımda başarılı olmakla mümkündür.
    Musiki ile ilgisi olmayan varlık insan değildir. Hayat musikidir.
    Eğer söz konusu olan yaşam insan yasamıysa musiki elbette vardır.
    Musikisiz yaşam zaten düşünülemez.

    Atatürk’ün Yaşam İle ilgili Sözler

    Çağımızın gereksinimlerine uygun yasa yapmak ve onu güzelce uygulamak
    bayındırlık ve ilerleme koşullarının en önemlilerindendir.
    Devrim yasası, eldeki yasaların üstündedir.
    Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki akımı boğmadıkça,
    başladığımız devrim ve yenilik bir an bile durmayacaktır.
    Bizden sonraki dönemlerde de böyle olacaktır.
    Hükümet, ülkede yasaları egemen kılmak ve adaleti iyi dağıtmakla yükümlüdür.
    Kanunlar duygulara dayanılarak ve uyularak yapılamaz.

    Atatük’ün vergi İle İlgili Sözleri

    Bir devlet ki: halkına koyduğu bir vergiyi yabancıdan almaz, gümrük vergilerini ülke ve ulusal isteklere göre düzenlemesi yasaklanmıştır; bir devlet ki: yabancılar üzerinde yargı yetkisinden yoksundur; böyle bir devlete elbette “Bağımsızdır” denemez.

    Atatürk’ün Ulusal ile İlgili Sözleri
    Bir ulusun başarısı, mutlaka bütün ulusal güçlerin bir yöne yöneltilmesiyle
    mümkündür. (….) İhtiyacınızdan fazla ürünleri dışarıya gönderecek ve onları altına
    çevireceksiniz. Bunu yapabilmek için tüccarlara ihtiyacınız vardır. Eğer tüccarlar
    bizden olmazsa ulusal servetin önemli bir kısmı şimdiye kadar olduğu gibi yine
    yabancılarda kalacaktır. Onun için ulusal ticaretimizi yükseltmek zorundasınız. İstediğimiz dışarıda bağımsızlık, içeride kayıtsız ve koşulsuz ulusal egemenliği korumaktan ibarettir. Milli egemenlik, öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafıyla yıkılmaya mahkumdurlar. (…) Sırtınıza giydiğiniz elbise, ayağınıza geçirdiğiniz kunduradan en ufak şeylere kadar sanat sahiplerine muhtaçsınız. Bütün bu ihtiyacınızı sağlamak için paranızı düşmanlara vermemek lazımdır. Kazancınızın boşa gitmemesi için başkalarına haraç verici olmamak için kendinizden olan sanatkarlara koşacaksınız. Onlara yardım etmek hem borcunuz, hem yararınızdır. Ulusal egemenlik, ulusun namusudur, haysiyetidir, şerefidir. Ülkenin ve devrimlerin içerden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı
    korunması için tüm ulusçu ve cumhuriyetçi güçlerin bir yerde toplanması gerekir. Türkiye, Türklerindir. İşte ulusseverlerin ilkesi budur. Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin sınırı ne olursa olsun, en evvel, her şeyden evvel Türkiye’nin bağımsızlığı ile kendi benliğine ve milli geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir.

    Atatürk’ün Türkçe İle İlgili Sözleri
    Ulusal kültürün her çığırda açılarak yükselmesini, Türkiye Cumhuriyeti’nin
    temel direği olarak sağlayacağız. Yeni Türkiye Devletinin yönetim sorumluluğunu yüklenmiş olan
    Türkiye Büyük Millet Meclisi, yaptığı tüm işlerden tarihe ve medeniyete karşı
    hesap vermekten bir an bile çekinmeyecektir. Çünkü bu hesaptan alnı ak ve
    tamamıyla başarılı olarak çıkacağından kuşkusu yoktur. Yeni Türkiye Devleti temellerini süngü ile değil, süngünün dahi dayandığı ekonomi ile kuracaktır. Yetişecek, çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri eğitimin sınırı ne olursa olsun en evvel ve her şeyden önce Türkiye’nin istiklaline, kendi benliğine, milli ananelerine düşman olan bütün öğelerle savaşmak gereği öğretilmelidir.

Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve onlara bağlı olanlar ülkesi olamaz. En doğru ve en gerçek yol uygarlık yoludur. Uygarlığın buyruk ve isteklerini yapmak insan olmak için yeterlidir.

  • Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkı medenidir.
    Tarihte medenidir. Gerçekte medenidir. Türk halkı, düşüncesiyle, anlayışıyla
    medeni olduğunu göstermek ve ispat zorundadır.
  • Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk halkına, Türk milleti denir.
    Diyarbakırlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı,
    hep aynı cevherin damarlarıdır. Bu damarlar, birbirini tanısın.
    Türk milletinin toplumsal düzenini bozmaya yönelik çabalar boğulmaya
    mahkumdur. Türk milleti kendinin ve memleketinin yüksek menfaatleri aleyhine
    çalışmak isteyen bozguncu, alçak, vatansız ve milliyetsiz beyinsizlerin
    saçmalamalarındaki gizli ve kirli emelleri anlamayacak ve onlara hoşgörü
    gösterecek bir topluluk değildir.
  • Türkiye maymun değildir.
    Türkiye kimseyi taklit etmeyecektir.
    Türkiye ne Amerikanlaşacak, ne batılılaşacaktır. Türkiye sadece özleşecektir.
  • Türkiye, Türklerindir. İşte ulusseverlerin ilkesi budur.
  • Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, hakiki üretici olan köylüdür.
    O halde herkesten daha çok refahı, saadeti ve serveti hak eden ve ona layık
    olan köylüdür. Bu yüzden, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin ekonomik
    politikası bu ana hedefe yöneliktir.
  • Türkiye’nin güvenini amaç edinen, hiçbir başka ulusun aleyhinde olmayan
    bir barış yolu, her zaman bizim ilkemiz olacaktır.
  • Bütün dünya bilsin ki; benim için tek yanlılık vardır.
    Cumhuriyet yanlılığı, düşünsel ve sosyal devrim yanlılığı.
    Bu noktada, yeni Türkiye toplumunda bir tek kişiyi dahi dışta
    düşünmek istemiyorum.
  • Devrimimiz, Türkiye’nin yüzyıllar boyunca mutluluğunu sağlayacaktır.
    Bize düşen, onu anlamak ve değerini bilerek çalışmaktır.
  • Ekonomik kalkınma, Türkiye’nin özgür, bağımsız, her zaman daha güçlü,
    her zaman daha zengin Türkiye idealinin belkemiğidir.
  • En güzel coğrafya konumunda ve üç yanı denizle çevrili olan Türkiye;
    sanayisi, ticareti ve sporuyla, en ileri denizci ulus yetiştirmek yeteneğindedir.
    Bu yetenekten yararlanmayı bilmeliyiz.
  • Komşuları ile ve bütün devletlerle iyi geçinmek,
    Türkiye’nin siyasasının temelidir.
  • Sağlam bir gençlik Türkiye’nin mayasıdır.
  • Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları, yorulsanız bile beni takip
    edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye kara verenler, asla ve asla
    yorulmazlar. Türk gençliği amaca, bizim yüksek idealimize durmadan,
    yorulmadan yürüyecektir.
  • Terbiyedir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır,
    ya bir milleti esaret ve sefalete terk eder. Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni
    kuşaklara vereceği terbiyenin milli terbiye olduğunu açıkça ifade ederim.
  • Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir.
    Bu dostluğa ihtiyacımız vardır.
    Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez.
    Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya – Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir.
    Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler.
    Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir.
    İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir.
    Bizim, bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir,
    özü bir kardeşlerimiz vardır.
    Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız.
    Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir.
    Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır?
    Manevi köprüleri sağlam tutarak.
    Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür.
    Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz,
    onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz, bizim onlara yaklaşmamız gerekli.
    (29 Ekim 1933)
  • Arkadaşlar! Türkiye devletinde ve Türkiye devletini kuran Türk halkında
    hükümdar yoktur, diktatör yoktur. Çünkü olamaz.
  • Barış yolunda nereden bir çağrı geliyorsa,
    Türkiye onu, içtenlikle karşıladı ve yardımlarını esirgemedi.
  • Benim önemsiz (naçiz) bedenim bir gün elbet toprak olacaktır.
    Fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuzluğa kadar yaşayacaktır.
  • Bu memleket tarihte Türk’tü, bugün Türk’tür ve sonsuza dek Türk olarak
    yaşayacaktır.
  • Öyle istiyorum ki,
    Türk Dili bilim yöntemleriyle kurallarını ortaya koysun ve her dalda yazı
    yazanlar, bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği güzel, ahenkli dilimizi
    kullansınlar.
  • Bizim ahenkli, zengin dilimiz yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir.
    Yüzyıllardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulundurarak,
    anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak,
    bunu anlamak, zorundasınız.
  • Dil devriminin amacı, Türk dilinin kısırlaştırılması değil zenginleştirilmesidir.
  • Dilin ulusal ve egemen olması ulusal duygunun gelişmesinde başlıca etkendir.
    Türk dili, dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil şuurla işlensin.
  • Kesin olarak bilinmelidir ki, Türk ulusunun ulusal dili ve ulusal benliği,
    bütün hayatında egemen ve temel olacaktır.
  • Kültür işlerimizin başında, Türk tarihini, doğru temelleri üstüne kurmak;
    öz Türk diline, değeri olan genişliği vermek için candan çalışılmakta
    olduğunu söylemeliyim.
  • Öyle istiyorum ki, Türk Dili bilim yöntemleriyle kurallarını ortaya koysun ve her
    dalda yazı yazanlar, bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği güzel, ahenkli
    dilimizi kullansınlar.
  • Türk dilinin kendi benliğine, özündeki güzellik zenginliğine kavuşması için,
    tüm devlet örgütümüzün, özen ve ilgi duymasını isteriz.
  • Türk ulusunun dili Türkçedir.
    Türk dili, dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir.
    Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır.
    Türk dili, Türk ulusu için kutsal bir hazinedir.
  • Türkiye devletinin resmi dili Türkçedir.
    Resmi işlerde Türkçenin kullanılması gerektiğini herkes doğru bulur.
  • Ülkesinin yüksek bağımsızlığını, korumasını bilen Türk ulusu,
    dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.

    Atatürk’ün Türk İle İlgili Sözleri
  • Arkadaşlar! Eğer bu güne dek ekonomik alanda özlenen derecede büyük
    başarılar görülmüyorsa, bunu doğal saymak gerekir.
    Bu demek değildir ki Türk ulusu ekonomik alanda yeteneksizdir.
    Bunu söyleyenler, Türk ulusunun gerçek tarihini bilmeyenlerdir.
  • Askerler mert olur. Türk askeri ise mertlerden mert ve pek civanmert olur.
  • Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük
    medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, batının yüksek medeniyet
    ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır.
    Bu söylediklerim hakikat olduğu gün senden ve bütün medeni beşeriyetten
    dileğim şudur:
    BENİ HATIRLAYINIZ…
  • Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere Türk milletine
    canımı vereceğim.
  • Benim şan ve şerefimden bahsetmek de hatadır. İyi dinleyiniz!
    Öğüdüm budur ki, içinizden herhangi bir adam çıkar, şan, şeref davası güder ve
    benzersiz olmak isterse, başınızın belasıdır…
    Mensup olduğum Türk milletinin şan ve şerefi varsa, benim de bir ferdi olmak
    sıfatıyla şanım ve şerefim vardır, asla başka değilim.
  • Benim Türk milletine, Türk Cumhuriyetine ve Türklüğün istikbaline ait
    görevlerim bitmemiştir. Sizler, onları tamamlayacaksınız.
    Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.
  • Biz Türkler bütün tarihi hayatımızda hürriyet ve istiklale örnek olmuş bir milletiz.
  • Biz yabancılara herhangi düşmanca bir his beslemediğimiz gibi, onlarla iyi
    ilişkiler içinde bulunmak arzusundayız.
    Türkler bütün medeni milletlerin dostlarıdır.
  • Bizim ahenkli, zengin dilimiz yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir.
    Yüzyıllardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulundurarak,
    anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak,
    bunu anlamak, zorundasınız.
  • Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir.
    Bu dostluğa ihtiyacımız vardır.
    Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez.
    Tıpkı Osmanlı gibi,tıpkı Avusturya – Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir.
    Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler.
    Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir.
    İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir.
    Bizim, bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir
    kardeşlerimiz vardır.
    Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız.
    Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir.
    Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır?
    Manevi köprüleri sağlam tutarak.
    Dil bir köprüdür, inanç bir köprüdür, tarih bir köprüdür.
    Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz,
    onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz, bizim onlara yaklaşmamız gerekli.
    (29 Ekim 1933)
  • Bu memleket tarihte Türk’tü, bugün Türk’tür ve sonsuza dek Türk olarak
    yaşayacaktır.
  • Büyük devletler kuran atalarımız büyük ve yaygın medeniyetlere de sahip
    olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek Türklüğe ve dünyaya bildirmek bizler için
    bir borçtur. Türk çocuğu atalarını andıkça daha büyük işler yapmak için
    kendinde kuvvet bulacaktır.
  • Dil devriminin amacı, Türk dilinin kısırlaştırılması değil zenginleştirilmesidir.
  • Dilin millî ve zengin olması millî duygunun gelişmesinde başlıca etkendir.
    Türk dili, dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil şuurla işlensin.
  • Eğer bu güne dek ekonomik alanda özlenen derecede büyük başarılar
    görülmüyorsa, bunu doğal saymak gerekir.
    Bu demek değildir ki; Türk ulusu ekonomik alanda yeteneksizdir.
    Bunu söyleyenler, Türk ulusunun gerçek tarihini bilmeyenlerdir.
  • Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil,
    omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.
  • Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın (kültürün) müspet fikirlerini veriniz.
    İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız.
    Hür fikirler tatbik (uygulama) mevkiine konduğu vakit Türk milleti yükselecektir.
  • Göçmenler kaybedilmiş topraklarımızın canlı hatıralarıdır.
  • Güçsüz dimağlar, zayıf gözler, geleceği kolay göremezler.
    O gibiler, Türk Ulusu’nun yüksek seviyesine nazaran geri kimselerdir.
  • Her Türk çiftçi ailesinin, geçineceği ve çalışacağı toprağa sahip olması,
    mutlak biçimde gereklidir.
  • Her türlü spor çalışmalarını Türk gençliğinin ulusal eğitiminin ana öğelerinden
    saymak gerekir.
  • Hiçbir ulus, Türk ulusundan daha çok yabancıların dinsel inançlarına ve
    geleneklerine hoş görüyle davranmamıştır.
    Hatta denilebilir ki, yabancıların dinine ve törelerine saygı duyan tek ulus,
    bizim ulusumuzdur.
  • Kesin olarak bilinmelidir ki, Türk ulusunun ulusal dili ve ulusal benliği,
    bütün hayatında egemen ve temel olacaktır.
  • İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben, fani Mustafa Kemal; diğeri milletin içinde
    yaşattığı Mustafa Kemal’ler idealidir. Ben onu temsil ediyorum.
    Her hangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa, beni Türk anası doğurmadı mı?
    Türk anaları daha Mustafa Kemal’ler doğurmayacaklar mı?
    Üstünlük yeteneği milletindir, benim değildir.
  • Kudretsiz beyinler, zayıf bakışlar gerçeği kolaylıkla göremezler.
    O gibiler büyük Türk milletinin yüksek seviyesine göre geri adamlardır.
    Fakat zaman, bütün gerçekleri en geri olanlara dahi anlatacaktır
  • Mehmetçiğimizi anmak için büyük, çok büyük anıtlar yapmalıyız.
    Ancak, bu toprakların Türk kalmasıyla Mehmetçik, en büyük anıtı kendisi
    yapmıştır.
  • Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki,
    Türk milleti, Türk sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün
    güzellikleriyle gelişir.
  • Olaylar, Türk ulusuna iki önemli kuralı hatırlatıyor: Yurdumuzu ve haklarımızı
    savunacak güçte olmak. Barışı koruyacak uluslararası çalışma birliğine
    önem vermek.
  • Ordumuz, Türk birliğinin, Türk güç ve yeteneğinin, vatanseverliğinin çelikleşmiş
    bir ifadesidir.
  • Ölmek isteyen bir ulusu hiçbir güç kurtaramaz.
    Türk ulusu ölmek istemez, o daima yaşayacaktır.
  • Öyle istiyorum ki, Türk Dili bilim yöntemleriyle kurallarını ortaya koysun ve her
    dalda yazı yazanlar, bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği güzel, ahenkli
    dilimizi kullansınlar.
  • Türk çocuğu soyunu tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için güç bulacaktır.
  • Sessiz, durgun, baş eğik kalmayınız.! Uyanınız.!
    Milli bağımsızlığımızı çiğniyorlar.! Haklarınızı savunmak için birleşiniz,
    Düşmanın karşısına dikiliniz.!
    Toplantılar yapınız.!
    Mitingler düzenleyiniz.! Sesinizi duyurunuz.!
    Bütün dünyaya;
    “Ben, Türküm bağımsızlık bana atalarımdan miras kaldı, onu sana vermem”
    diye haykırınız.!
  • Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları, yorulsanız bile beni takip
    edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye kara verenler,
    asla ve asla yorulmazlar.
  • Tüm insanlığa tarımı, zanaatı öğreten Türk Ulusu idi.
    Türk Ulusu’nun bundan sonra layık olduğu derecede ekonomik alanda
    yükseleceğinden kimsenin kuşkusu olmasın.
  • Türk çocuğu; her işte olduğu gibi, havacılıkta da, en yüksek, düzeyde,
    gökte seni bekleyen yerini, az zamanda dolduracaksın, bundan, gerçek
    dostlarımız sevinecek. Türk ulusu mutlu olacaktır.
    İstikbal göklerdedir.
  • Türk çocuklarında kabiliyet her milletinkinden üstündür.
    Türk kabiliyet ve kudretinin tarihteki başarıları meydana çıktıkça, bütün Türk
    çocukları kendileri için lazım gelen hamle kaynağını o tarihte bulabileceklerdir.
  • Türk gençliği amaca, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan
    yürüyecektir.
  • Türk esirlik kabul etmeyen bir millettir. Türk milleti esir olmamıştır.
  • Türk halkı, asırlardan beri hür ve bağımsız yaşamış ve istiklali bir yaşama gereği
    saymış bir kavmin kahraman evlatlarıdır.
    Bu millet, istiklalsiz yaşamamıştır. Yaşayamaz ve yasamayacaktır.
  • Türkiye devletinde ve Türkiye devletini kuran Türk halkında hükümdar yoktur,
    diktatör yoktur. Çünkü olamaz.
  • Türk kadını dünyanın en aydın, en erdemli ve en ağır kadını olmalıdır.
    Ahlakta, erdemde ağır, alnı dik ve açık bir kadın olmalıdır.
  • Türk kadınının görevi, Türk’ü düşünsel ve bedensel gücüyle, azmiyle koruyacak
    ve savunacak güçlü çocuklar yetiştirmektir. Ulusun kaynağı ve toplumun
    temeli olan kadın, ancak, erdemli olursa görevini yerine getirebilir.
  • Türk milletindeyim diyen insan her şeyden evvel Türkçe konuşmalıdır.
    Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, Türk milletine bağlılığını ifade
    ederse buna inanmak doğru olmaz.
    Türk milletinin millî dili ve millî benliği bütün hayatında hakim ve esas kalacaktır.
  • Türk milletinin karakter ve törelerine en uygun olan yönetim cumhuriyet
    yönetimidir.
  • Türk ordusunu, onun erdemini, değerini ve bu ordu ile neler yapılabileceğini
    benim kadar anlayan az olmuştur.
    •Türk öğün, çalış, güven.
  • Türk sporculuğu, uluslararası alanda layık olduğu yerini kazanacaktır.
    O zaman, Türk sporculuğu ülke ve ulus yaşamında etkinleştiği kadar biraz da
    medeni ve belki de benim tahminimden çok bir uygarlık simgesi olacaktır.
  • Türk toplum yaşamında kadınlar, bilim, kültür ve diğer alanlarda erkeklerden
    kesinlikle geri kalmamışlardır. Belki daha ileri gitmişlerdir.
    Türk ulusu asırlardan beri özgür ve müstakil yaşamış ve bağımsızlığı yaşamak
    için koşul saymış bir ulusun evlatlarıdır.
  • Bu ulus bağımsızlıktan yoksun yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.
  • Türk ulusu, kendi yaşam ve esenliğine yönelik olduğuna inandığı girişimleri
    başarabilecek kadar güçlüdür.
  • Türk ulusunun dili Türkçedir.
    Türk dili, dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir.
    Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır.
    Bir Türk dili, Türk ulusu için kutsal bir hazinedir.
  • Türk ulusunun yüksek onur ve çıkarlarını savunan ordudur.
  • Türk, çetin işler başarmak için yaratılmıştır.
  • Türk, tutsaklık kabul etmeyen bir ulustur.
  • Türk’e müspet ve iyi bir şey veriniz. Bunu reddetmesi mümkün değildir.
  • Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkı medenidir. Tarihte medenidir.
    Gerçekte medenidir. Türk halkı, düşüncesiyle, anlayışıyla medeni olduğunu
    göstermek ve ispat zorundadır.
  • Türkiye’nin uyguladığı devletçilik, sistemi 19′ uncu yüzyıldan beri sosyalizm
    teorilerinin ileri sürdükleri fikirlerden alınarak tercüme edilmiş bir sistem
    değildir. Bu, Türkiye’nin ihtiyaçlarından doğmuş, Türkiye’ye has bir sistemdir.
  • Türkiye, Türklerindir. İşte ulusseverlerin ilkesi budur.
  • Türklerin vatan sevgisi ile dolu olan göğüsleri lanetli tutkulara karşı daima
    demirden bir duvar gibi yükselecektir.
  • Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç kaynağım oldu.
    Kendimi hiçbir zaman Osmanlılığın telkin ettiği başka ulusları öven ve
    Türklüğü aşağı gören eksiklik duygusuna kaptırmadım.
  • Vatanın bir avuç toprağına yapılacak saldırının tüm varlığına vurulmuş
    bir darbe olacağını Türk ulusunun fark etmediğine inanmak yanılgıdır.
    Saygısızlığın, saldırının küçüğü, büyüğü yoktur.
  • Yargıç arkadaşlar, siz kanun adamlarısınız.
    Ellerinize ulusun, vatanın her türlü hak ve çıkarlarını koruyan yasalar verilmiştir.
    Türk ulusunun tüm haklarını savunurken bu noktalar önemle anımsanmalıdır.
  • Yeni Türk devleti bir halk devletidir. Halkın devletidir.
  • Yüksel Türk! Senin için yüksekliğin sonu yoktur. İşte parola budur.

    Atatürk’ün Toplum, Ulus, Millet, Halk Hakkındaki Sözleri
  • Adalet gücü bağımsız olmayan bir ulusun, devlet halinde varlığı kabul olunamaz
  • Ancak kendilerinden sonrakileri düşünen milletler,
    milletlerini yaşatmak ve ilerlemek olanaklarına ulaştırabilirler.
  • Artık geçmişin hatalarını kökünden temizlemek zorundayız.
    Hataları düzelteceğiz.
    Hataların düzeltilmesinde tüm vatandaşların çabalarını isterim.
  • Artık hükümet ile ulusumuz arasında geçmişte olduğu gibi ayrılık kalmamıştır.
    Hükümet ulustur ve ulus hükümettir.
  • Aydınlarımız yabancılara karsı ulusal varlığımızı korumak için gereken
    çabayı gösterirlerse görevlerini daha başarılı biçimde yerine getirmiş
    olurlar.
  • Bağımsızlık ve hürriyetlerini her ne bahasına ve her ne karşılığında olursa olsun
    zedelemeye asla müsamaha etmemek; bağımsızlık ve hürriyetlerini bütün
    manasıyla koruyabilmek ve bunun için gerekirse, son ferdinin, son damla kanını
    akıtarak, insanlık tarihini şanlı örnek ile süslemek; işte bağımsızlık ve hürriyetin
    hakiki mahiyetini, geniş manasını, yüksek kıymetini, vicdanında kavramış
    milletler için temel ve ölmez prensip… Ancak bu prensip uğrunda her türlü
    fedakarlığı, her an yapmaya hazır milletlerdir ki, devamlı olarak insanlığın
    hürmet ve saygısına layık bir topluluk olarak düşünülebilirler.
  • Barış ulusları gönenç ve mutluluğa eriştiren en iyi yoldur.
  • Barış, ulusları zenginlik ve mutluluğa eriştiren en iyi yoldur.
    Fakat bu kavram bir kez ele geçirilince sürekli bir özen ve her ulusun
    ayrı ayrı hazırlığını ister.
  • Basın milletin ortak sesidir.
  • Başarılar, bütün ulusun işbirliği etmesi sonucudur.
  • Başarılı olmak için aydın sınıfla halkın fikri ve hedefi arasında doğal bir
    uyum olması gerekir. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği fikirler
    halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır.
  • Başarılı olmak için aydınlarla halkın düşünce ve amacı arasında
    bir uyum olması gerekir.
  • Başarıyı kolaylaştırmak için bütün çarelerin başında ulusun aydınlatılması ve
    doğru yolun gösterilmesi bulunuyor.
  • Bayrak bir milletin şerefidir.
  • Ben bir halk adamıyım. Ben düşündüklerimi daima halk katında söylemeliyim,
    yanlışım varsa, halk beni yalanlar. Fakat şimdiye kadar açık konuşmamda halkın
    beni yalanladığını görmedim.
  • Bence bir ulusta şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut bulabilmesi,
    devam edebilmesi mutlaka o ulusun özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla
    mümkün olur.
  • Bende, fazla bir teşebbüs görüldüyse, bu benim değil, ulusun toplamından
    çıkan bir teşebbüstür.
  • Benim Türk milletine, Türk Cumhuriyetine ve Türklüğün istikbaline ait
    görevlerim bitmemiştir. Sizler, onları tamamlayacaksınız.
    Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.
  • Ben yaşamak için mutlaka bağımsız bir ulusun evladı kalmalıyım.
    Bu nedenle “ulusal bağımsızlık” bence bir hayat meselesidir.
  • Ben şimdiye dek ülke yararına ne gibi atılımlar, devrimler yapmışsam,
    hep böyle halkımızla konuşarak onların ilgi ve söyleşilerinden,
    gösterdikleri içtenlikten güç ve esin alarak yaptım.
  • Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere
    Türk milletine canımı vereceğim.
  • Benim şan ve şerefimden bahsetmek de hatadır. İyi dinleyiniz!
    Öğüdüm budur ki, içinizden herhangi bir adam çıkar, şan, şeref davası güder ve
    benzersiz olmak isterse, başınızın belasıdır…
    Mensup olduğum Türk milletinin şan ve şerefi varsa, benim de bir ferdi olmak
    sıfatıyla şanım ve şerefim vardır, asla başka değilim.
  • Benim Türk milletine, Türk Cumhuriyetine ve Türklüğün istikbaline ait
    görevlerim bitmemiştir. Sizler, onları tamamlayacaksınız.
    Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.
  • Bende, fazla bir teşebbüs görüldüyse, bu benim değil,
    ulusun toplamından çıkan bir teşebbüstür.
  • Bilelim ki, kazandığımız başarılar ulusun güçlerini birleştirmesinden ileri
    gelmiştir. Eğer aynı başarıları, zaferleri ileride de kazanmak istiyorsak,
    aynı esasa dayanalım, aynı yolda yürüyelim.
  • Bilelim ki; ulusal benliğini bilmeyen uluslar, başka uluslara yem olurlar.
  • Bilerek veya bilmeyerek yabancı kaynaklardan etkilenenler vardır.
    Yurttaşlar bu gibileri tanımalı ve onların sözlerindeki gerçek anlamı bulmaya
    çalışmalıdırlar.
  • Bilinmelidir ki her alanda olduğu gibi toplum yaşamında da iş bölümü vardır.
    Bu iş bölümü arasında kadınlar kendilerine ait olan görevleri yerine
    getirecekleri gibi toplumun zenginliği, mutluluğu için gerekli ortak çalışma ve
    eylemlere katılacaklardır.
  • Bir adam ki büyük olmaktan bahseder, benim hoşuma gitmez.
    Bir adam ki ülkeyi kurtarmak için önce büyük adam olmak gerekir der ve
    bunun için bir de örnek seçer, onun gibi olmayınca ülkenin kurtulamayacağı
    kanaatinde bulunur, bu adam değildir.
  • Bir insan, ülke ve ulusa yaralı bir iş yaparken bir an uzak bulundurmamaya
    mecbur olduğu kural, ulusun gerçek eğilimidir.
    •Bir memleketin, bir memleket halkının düşmandan zarar görmesi acıdır. Fakat
    kendi ırkından büyük tanıdığı insanlardan vefasızlık, felaket görmesi daha acıdır.
  • Bir millet irfan ordusuna malik olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlak
    zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin yaşayacak neticeleri vermesi,
    ancak irfan ordusuyla kaimdir.
  • Bir millet varlığını ve istiklalini temin için düşünülebilen her atılımı ve
    fedakarlığı yaptıktan sonra muvaffak olur. Ya muvaffak olmazsa? demek, o
    milletin ölmüş olduğuna hükmetmek demektir.
    Millet, hayatta oldukça ve fedakarlığa devam ettikçe başarısızlık bahis konusu
    olamaz.
  • Bir milleti hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum olarak yaşatan da, köleliğe,
    yoksulluğa düşüren de eğitimdir.
  • Bir milleti idare edeni bir kadın yönetmeye kalkarsa, o memleket batar.
  • Bir milleti yaşatmak için bir takım temeller lazımdır ve bilirsiniz ki, bu temellerin
    en önemlilerinden biri sanattır. Bir millet sanattan ve sanatkardan yoksun ise
    tam bir hayata sahip olamaz.
    Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.
    •Bir milletin ahlak değeri, o milletin yükselmesini sağlar.
  • Bir milletin siyasi kaderinde mevki sahibi olabilmek için, onun gereksinimini
    teşhis ve onun kudretini takdim de ehliyet sahibi olmak birinci şarttır.
  • Bir millette, özellikle bir milletin işbaşında bulunan yöneticilerinde özel istek ve
    çıkar duygusu, vatanın yüce görevlerinin gerektirdiği duygulardan üstün olursa,
    memleketin yıkılıp kaybolması kaçınılmaz bir sondur.
  • Bir topluluk ulus olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır.
    Onlardır ki, toplumu gerçek bir ulus haline getirirler.
  • Bir toplum, aynı amaca bütün kadınları ve erkekleriyle birlikte yürümezse
    ilerlemesine teknik olarak ve ilmi olarak ihtimal yoktur.
  • Bir toplumun iç kuruluşu ne kadar kuvvetli, ne kadar güçlü olursa olsun, dış
    siyaseti de o ölçüde kuvvetli ve sağlam olur.
  • Bir ulus ki resim yapmaz, bir ulus ki heykel yapmaz, bir ulus ki bilimin
    gerektirdiği şeyleri yapmaz, açıkça söylemeli ki o ulusun gelişim çizgisinde
    yeri yoktur. Oysa bizim ulusumuz gelişmeye layıktır ve olacaktır.
  • Bir ulus, bir güç ve canlılık gösterdiği zaman o ulusun insanlık tarihinde
    yepyeni bir dönem açmakta olduğuna kuşku duyulmamalıdır.
  • Bir ulus, bir ülke için kurtuluş ve başarı istiyorsak, bunu yalnız bir şahıstan
    hiçbir zaman istemeyiniz.
  • Bir ulus, eğitim ordusuna sahip olmadıkça, savaş alanında ne kadar parlak
    zaferler elde ederse etsin, o zaferler kalıcı sonuçlar vermez.
  • Bir ulusta güzel şeyler düşünen insanlar, çok önemli işler yapmaya yetenekli
    kahramanlar bulunabilir. Ama öyle kimseler yalnız başlarına hiçbir şey
    olamazlar, meğer ki bir genel duygunun ifadesi, temsilcisi olsunlar.
  • Bir ulusun başarısı, mutlaka bütün ulusal güçlerin bir yöne yöneltilmesiyle
    mümkündür.
  • Bir ulusun evlatlarının fedakarlıkları ve kahramanlıkları için örnek bulunamaz.
  • Bir ulusun kültür düzeyi üç alanda, devlet, düşünce ve ekonomik alanlarındaki
    çalışma ve başarılı sonuçlarının özü ile ölçülür.
  • Bir ulusun namuslu ve saygıdeğer olması için o ulusun yalnızca bilgi düzeyinin
    yüksek bulunması yeterli değildir. Her şeyin üstünde bir niteliğe sahip olması
    gerekir ki o da ulusun yüksek seciyeli olmasıdır.
  • Bir ulusun ruhu elde edilmedikçe, bir ulusun yenme gücü ve isteği kırılmadıkça,
    o ulusa egemen olmak mümkün değildir.
  • Bir ulusun sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde
    onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez.
  • Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, musikide yeni değişikliği alabilmesi,
    kavrayabilmesidir.
  • Bir ülkeyi ele geçirmek ve zorla almak, o ülkenin sahiplerine
    egemen olmak için yeterli değildir.
  • Birbirimize vereceğimiz işaret şudur. İleri, daima ileri.
  • Biz hayat ve bağımsızlık isteyen ulusuz ve yalnız ve ancak bunun için
    canımızı veririz.
  • Biz yabancılara herhangi düşmanca bir his beslemediğimiz gibi,
    onlarla iyi ilişkiler içinde bulunmak arzusundayız.
    Türkler bütün medeni milletlerin dostlarıdır.
  • Bizim başka uluslardan hiçbir eksiğimiz yoktur.
    Cesuruz, akıllıyız, çalışkanız, yüksek amaçlar uğruna ölmesini biliriz.
    Bizim kuvvetimiz ulusun emniyet ve itimadıdır.
  • Bizim halkımız, çıkarları birbirinden ayrı sınıflar halinde değildir.
    Tersine; varlıkları ve çalışmaları birbirine gerekli sınıflar oluşturur.
    Çiftçinin sanatkara, sanatkarın çiftçiye ve çiftçinin tüccara ve bunların tümüne
    ve işçimize muhtaç olduğunu kim inkar edebilir?
  • Bizimle beraber yürümek istemeyenlere bir şey diyemeyeceğiz.
    Onlar da istedikleri gibi hareket ederler.
    Yalnız bizi geriye götürecek olanların izleyecekleri yolu asla onaylayamayız.
  • Bu ulus en güç zamanlarda ülke ödevlerine canla başla koşmuştur.
    İstediklerinden daha çoğunu başarmışlardır.
  • Bugün vatanımızda bir milli kudret varsa o güç, felaketlerden ders alan ulusun
    kalp ve dimağından doğmuştur.
  • Bugünkü yönetim biçimini, tüm ulusumuz çok kıskanç olarak koruyacaktır.
    Halkımızın buna güçlü olduğuna ve sonsuza dek güçlü kalacağına kesinlikle
    inanıyorum ve bundan dolayı da geleceğe gönül rahatlığıyla bakıyorum.
  • Bunca övünçle dolu ve bezeli şanlı geçmişin gerçek mirasçıları olduğumuzu da
    kanıtlamalıyız ki, bugünümüzü ve geleceğimizi kurtarmış olalım.
  • Büsbütün yeni yasalar koyarak, eski hukuk düzenini temelinden yıkmak
    atılımındayız. Bütün bu girişimlerimizde dayanağımız, milletin istidadı,
    kabiliyeti ve yanılmaz iradesidir.
  • Bütün bu başarılar yalnız benim eserim değildir ve olamaz.
    Bütün bu başarılar bütün milletin birlikte çalışmasının ürünüdür.
  • Bütün haksızlığa uğramış milletler zalimleri bir gün yok edecektir.
  • Bütün dünya bilsin ki; benim için tek yanlılık vardır. Cumhuriyet yanlılığı,
    düşünsel ve sosyal devrim yanlılığı. Bu noktada, yeni Türkiye toplumunda bir
    tek kişiyi dahi dışta düşünmek istemiyorum.
  • Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor.
    Bazı kimseler çağdaş olmayı kafir olmak sayıyorlar.
    Asıl küfür onların bu zannıdır.
    Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslamların kafirlere esir olmasını
    istemek değil de nedir?
    Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak, sarıkla değil dimağladır.
  • Büyük şeyleri, yalnızca büyük uluslar yapar.
  • Büyük tehlikeler önünde uyanan ulusların,
    işlerinde ne kadar kararlı oldukları tarihçe saptanmıştır.
  • Cumhuriyet, yeni ve sağlam esaslarıyla,
    Türk milletini emin ve sağlam bir istikbal yoluna koyduğu
    kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle,
    büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur.
  • Cumhuriyet; düşünce, bilim, beden bakımından güçlü ve yüksek karakterli
    koruyucular ister.
  • Cumhuriyetin, güvenlik ve düzenin korunmasına verdiği önem, ülkenin her
    yanında herkes tarafından hissedilmiş ve sürekli olarak elde edilen olumlu
    sonuçları, halkın huzurunu sağlayan dereceyi bulmuştur.
  • Çağdaş bir cumhuriyet kurmak demek ulusun insanca yaşamayı bilmesi,
    insanca yaşamanın neye bağlı olduğunu öğrenmesi demektir.
  • Çalışmaya mecbur olduğumuz hususların en önemlisi ekonomidir.
    Millet yoksul kaldıkça bir şey yapamaz.
    İlk önce zengin olmalıdır.
    Her şeyi yapan paradır.
    Önce ekonomiye önem vermek lazımdır.
  • Devletçiliğin bizce manası şudur:
    Kişilerin özel teşebbüslerini ve atılımlarını esas tutmak; fakat büyük bir milletin
    bütün ihtiyaçlarını ve bir çok şeylerin yapılamadığını göz önünde tutarak;
    memleket ekonomisini devletin eline almaktır.
  • Devrimler bir insanın ömrüne sığmazlar. Bazen milletin ömrü bile buna yetmez.
    Türk milleti gibi tarihi tarihle başlayan bir milletin devrimcilik vasfı ebedidir.
    Ben ancak kendi ömrüme sığanları başaracağım.
  • Efendiler, bu millet gerçek eğilimlerine karşı olanlara sempati
    göstermemektedir. Bununla bugün övünüyorum.
  • Efendiler,.. muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki, sinesinde yetiştirerek
    başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki cevher-i
    asliyi çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin.
  • Eğer bu güne dek ekonomik alanda özlenen derecede büyük başarılar
    görülmüyorsa, bunu doğal saymak gerekir.
    Bu demek değildir ki Türk ulusu ekonomik alanda yeteneksizdir.
    Bunu söyleyenler, Türk ulusunun gerçek tarihini bilmeyenlerdir.
  • Eğer bu millet, bu memleket parçalanacak olursa genel şerefsizliğin enkazı
    altında şunun bunun şahsi şerefi de paramparça olur.
    Biz o genel şerefi kurtarabilmek için harekete geçen millete ruhumuzla katıldık.
    Katılmamıza mani olabilecek şahsi rütbeleri, mevkileri de genel şerefi
    kurtarmaya yönelik bir gaye uğrunda feda ettik.
  • Bunu anlamayıp da milleti hala kendi kafalarının keyfine göre idare etmeye
    kalkışan kuvvetler artık birer beladır.
    Bela çekmeye de bu milletin artık tahammülü kalmamıştır.
  • Eğer ulusumuzun büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı
    biz bugün dünya yüzünde olmayacaktık.
  • Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde
    yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder.
  • En büyük düşmanlık, ulusun başında bulunanların
    halk arasında bozgunculuk yapmalarıdır.
  • En güzel coğrafya konumunda ve üç yanı denizle çevrili olan Türkiye;
    sanayisi, ticareti ve sporuyla, en ileri denizci ulus yetiştirmek yeteneğindedir.
    Bu yetenekten yararlanmayı bilmeliyiz.
  • En iyi kişi, kendinden çok, bağlı olduğu toplumu düşünen,
    onun varlığının ve mutluluğunun korunmasına adayan insandır.
  • Fikirler şiddetle, top ve tüfekle asla öldürülemez. Hassas bir millete karşı
    kötülük yapmanın ve zalimce muamelelerde bulunmanın onu daha fazla
    takviye ettiği tecrübe edilmiştir.
  • Geçmişi ne kadar çok unutursak, geleceği korumak o kadar zor olur.
  • Gerçeği söylemekten korkmayınız.
  • Gerçek zafer, savaş alanlarında başarılı olmak değildir.
    Asıl zafer, başarıların kaynaklarını güçlendirmek, ulusu yükseltmektir.
  • Gerektiğinde vatan için tek bir kişi gibi, birlikte kesin ve kararlı çalışmasını bilen
    bir millet, elbette büyük geleceğe hak kazanmış ve adaylığını koymuş olan
    bir millettir.
  • Gezdiğim ve gördüğüm her yerde, ulusumuz bilgisizlik ve bağnazlığa karşı
    savaş açmıştır. Uygarlık ve yenileşme yolunda bir an yitirmeye niyeti yoktur.
  • Göçmenler kaybedilmiş topraklarımızın canlı hatıralarıdır.
  • Göklerine sahip olmayan bir ulus, vatanını koruyamaz.
  • Gözlerimizi kapayıp dünyada yapayalnız yaşadığımızı varsayamayız.
    Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız; yaşayamayız. Aksine
    ilerici, yenilik yanlısı bir millet olarak medeniyet sahasının üzerinde yaşayacağız.
  • Güçsüz dimağlar, zayıf gözler, geleceği kolay göremezler.
    O gibiler, Türk Ulusu’nun yüksek seviyesine nazaran geri kimselerdir.
  • Halka yaklaşmak, halkla kaynaşmak daha çok aydınlara yönelen bir görevdir.
  • Halka yanaşmak ve halkla kaynaşmak, daha çok aydınlara düşen görevdir.
    Aydınlarımız, gençlerimiz, niçin yürüdüklerini ve ne yapacaklarını iyice
    kestirmeli; onları halk tarafından iyice sindirilip benimsenebilir bir duruma
    getirmeli ve ancak ondan sonra ortaya çıkarmalıdır.
  • Hangi bağımsızlık vardır ki yabancıların öğütleriyle,
    yabancıların planları ile yükselsin?
  • Harp zorunlu ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye düşmedikçe,
    harp bir cinayettir.
  • Her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortaktır.
  • Her şey açık söylendiği zaman halkın dimağı faaliyette bulunacak, iyi şeyleri
    yapacak ve ulusun zararına olan şeyleri reddederek şunun veya bunun
    arkasından gitmeyecektir.
  • Her şeyden önemli olan esas, ekonomik, bakımdan milletin uyanıklığı ve
    kendisinin yaşamak hakkına güvenidir.
  • Hiç bir ulus yoktur ki ahlak temeline dayanmaksızın yücelsin.
  • Hiçbir millet aynen diğer bir milletin taklitçisi olmamalıdır.
    Çünkü bir millet, ne taklit ettiği milletin aynı olabilir,
    ne de kendi milliyetçiliği içinde kalabilir.
  • Hiçbir ulus, Türk ulusundan daha çok yabancıların dinsel inançlarına ve
    geleneklerine hoş görüyle davranmamıştır. Hatta denilebilir ki, yabancıların
    dinine ve törelerine saygı duyan tek ulus, bizim ulusumuzdur.
  • Hükümetimizin, devlet teşkilatımızın doğrudan doğruya milletin kendi kendine,
    kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki onun adı
    Cumhuriyettir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır.
    Hükümet millet ve millet hükümettir.
  • İç politikamızda temel görüşümüz olan halkçılık yani ulusu doğrudan kendi
    kaderine egemen kılmak prensibi anayasamızla saptanmıştır.
  • İlham ve kuvvet kaynağı milletin kendisidir.
  • İnsanlar bireysel olarak, çalışırlarsa başarıya ulaşamazlar.
  • İnsanlar doğal olarak, yaradılışları gereği beraber yaşarlar.
    Fakat beraber yaşayan insanlar mutlaka yönetilmek ihtiyacındadırlar.
  • İnsanlar, gelenekle göreneklerini, ahlaklarını, eğilimlerini hatta düşüncelerini
    kazanıp yönlendirirken, içinde yetiştiği toplumun ortak, duyuş ve
    düşüncelerinden kurtulamazlar.
  • İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir (oluşur).
    Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de
    kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa
    zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin.
  • İstanbul’ un fethinden beri gayri Müslimlere tanınan ayrıcalıklar, ulusumuzun
    din ve siyaset bakımından dünyanın en hoş görülü ve mert bir ulus olduğunun
    en belirgin kanıtıdır.
  • Kudretsiz beyinler, zayıf bakışlar gerçeği kolaylıkla göremezler.
    O gibiler büyük Türk milletinin yüksek seviyesine göre geri adamlardır.
    Fakat zaman, bütün gerçekleri en geri olanlara dahi anlatacaktır.
  • Kurtuluş savaşını yapan, doğrudan doğruya milletin kendisidir,
    milletin evlatlarıdır.
    Millet analarıyla, babalarıyla, kardeşleriyle savaşı kendisine ülkü edindi.
  • Kuşku yok ki, bizim milletimizin kişiliği de bütün kişilikler gibi yükselmeye,
    istenilen biçime dönüşmeye uygundur. Fakat kendisi olmak koşuluyla!
    Eğer bizim kişiliğimize dışarıdan, bizim kişiliğimizden başka kişiliklerdeki
    etkenler tarafından bir biçim verilmek istenirse, bundan bilinen ve belirli hiçbir
    biçim, hiçbir sonuç çıkamaz!
  • Mahkum olmak istemeyen bir ulusu, esareti altında tutmaya iktidarı olacak kadar
    kuvvetli söz hakkı olanlar, artık dünya yüzünde kalmamıştır.
  • Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.
    Öğretmenlerden, eğitimcilerden mahrum bir ulus, henüz bir ulus namını almak
    hakkını kazanmamıştır.
  • Millet birlik duygusunu devamlı olarak her türlü araç ve gereçlerle besleyerek
    geliştirmek milli ülkümüzdür.
  • Millet ve memleketin çıkarları (menfaatleri) icap ettiği takdirde, insanlığı teşkil
    eden milletlerden her biriyle medeniyet gereği olan dostluk, siyaset
    münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak benim milletimi
    esir etmek isteyen herhangi bir milletin de bu arzusundan sarfinazar edinceye
    (vazgeçinceye) kadar amansız düşmanıyım.
  • Milleti kendi benliğine sahip yapmayan, milleti asırlarca kendi hakkında gafil
    bulunduran hep bu cehalettir. Hükümdarların, şunun, bunun, milleti esir gibi,
    köle gibi kullanmaları, bütün vatanı kendi özel mülkleri gibi düşünmeleri, hep
    milletin bu bilgisizliğinden istifade edilmek sayesinde idi. Gerçek kurtuluşu
    istiyorsak, her şeyden evvel, bütün kuvvetimiz, bütün süratimizle bu cehaleti
    ortadan kaldırmaya mecburuz….
  • Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki emeklerini modern, ekonomik, önlemlerle
    en üst düzeye çıkarmalıyız. Köylünün çalışmalarının sonuç ve kazançlarını kendi
    yararına en üst düzeye yükseltmek, ekonomik politikamızın temel taşıdır.
  • Millet sevgisi kadar büyük ödül yoktur.
    Kurtuluş Savaşı’nda benim de milletime ettiğim bir takım hizmetler olmuştur
    zannederim. Fakat bunlardan hiç birini kendime mal etmedim.
    “Yapılanların hepsi milletin eseridir” dedim. Aranacak olursa doğrusu budur.
  • Milletleri antlaşmalardan daha çok duygular bağlar.
  • Milli egemenlik, öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar
    batar, mahvolur. Milletin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafıyla
    yıkılmaya mahkumdurlar.
  • Milli hakimiyet, ulusun namusudur, haysiyetidir, şerefidir.
  • Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.
    Ne denli zengin ve rahat olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, medeni
    insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden daha yüksek bir muameleye layık
    olamaz.
  • Ölmek isteyen bir ulusu hiçbir güç kurtaramaz.
    Türk ulusu ölmek istemez, o daima yaşayacaktır.
  • Siyasal kavgaların çoğu sonuçsuzdur. Fakat toplumsal çalışma,
    her zaman için verimlidir.
  • Tarih, bir milletin kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman inkar etmez.
  • Terbiye ve eğitimini birleştirmedikçe aynı fikirde, aynı zihniyette kişilerden
    bir millet yetiştirmeye olanak aramak boşunadır.
  • Toplum hayatının kaynağı, çağdaş aile hayatıdır.
  • Ne zaman ki ahlakımız bozularak fedakarlık ve mertlik damarlarımızın
    gevşemesi, fetih düşüncesinin sönmesi, milletin şanını yükseltmek amacı yerine
    kişisel yarar sağlamak ve can derdi belasına düşmemiz üzerine yenilgiden
    yenilgiye, felaketten felakete düştük.
    Çeşitli yoksulluk ve yoksunluklara mahkum edildik.
  • Öğretmenler her şeyden yararlanarak halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve
    halk öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutan bir varlık olmadığını anlamalıdır.
  • Öğretmenler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğiticileri, sizler
    yetiştireceksiniz, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin
    maharetiniz ve fedakarlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır.
    Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız
    zemin hazırladı. Gerçek zaferi siz kazanacak ve devam edeceksiniz ve mutlaka
    başarılı olacaksınız. Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak, öğretmenlerdir.
    Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneği
    kazanmamıştır.
  • Toplumdaki başarısızlığın nedeni, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz
    ihmal ve kusurdan doğmaktadır.
  • Tutuculuk bilgisizliğe dayanır. Bundan dolayı tutuculuğu olan bilgisizdir.
    Bilim, kesinlikle bilgisizliği yener. O nedenle halkı aydınlatmak gerekir.
  • Tüm ulusumuza açıklıkla söyleyebilirim ki cumhuriyet orduları cumhuriyeti ve
    kutsal topraklarını güvenle korumaya ve savunmaya güçlüdür ve hazırdır.
  • Türk esirlik kabul etmeyen bir millettir. Türk milleti esir olmamıştır.
  • Türk kadınının görevi, Türk’ü düşünsel ve bedensel gücüyle, azmiyle koruyacak
    ve savunacak güçlü çocuklar yetiştirmektir. Ulusun kaynağı ve toplumun temeli
    olan kadın, ancak, erdemli olursa görevini yerine getirebilir.
  • Türk ulusu, kendi yaşam ve esenliğine yönelik olduğuna inandığı girişimleri
    başarabilecek kadar güçlüdür.
  • Türk, tutsaklık kabul etmeyen bir ulustur.
    Türklerin vatan sevgisi ile dolu olan göğüsleri lanetli tutkulara karşı daima
    demirden bir duvar gibi yükselecektir.
  • Ulus işlerinde her bireyin zihni başlı başına çalışmak zorundadır.
  • Ulus ortak amaca ortak çaba harcayarak yürürse, mutlaka başarır.
  • Ulus, hızlı ve kesin adaleti sağlayan uygar yöntemler ister.
  • Ulusa efendilik yoktur.
    Hizmet etmek vardır. Bu ulusa hizmet eden, onun efendisi olur.
  • Ulusa hizmet etmek için en doğru yöntem, türlü yapmacık gösterişlerden
    vazgeçip, ancak ulusun yanında bulunmakla manevi ödülü maddi ödüle
    yeğlemektir.
  • Uluslar kayıp ve üzüntü bilmemelidir. Liderlerin görevi, hayatı neşe ve istekle
    karşılamak konusunda uluslarına yol göstermektir.
  • Uluslararası siyasal güvenin gelişmesi için, ilk ve önemli şart, milletin hiç
    olmazsa barışı koruma düşüncesinde, samimi olarak birleşmesidir.
  • Ulusları yönetenler için ilk ve son en zor görev, kişisel bencilliğe kapılmaktan
    kendilerini korumalarıdır.
  • Ulusların kalbinde intikam olmalı. Bu sıradan bir intikam değil. Hayatına,
    refahına, erişmiş olduğu duruma düşman olanların zararlarını yok etmeye
    dönük kutsal bir intikamdır.
  • Ulusların siyasasında ancak çıkarları vardır. Kimsenin kimseye dost
    olmayacağını bilelim.
  • Ulusların yargılama hakkı, bağımsızlığın ilk koşuludur.
  • Ulusumuz, elbette dünyanın takdirini kazanmış bir toplumdur. Fakat onu layık
    olduğu yüceliğe yükseltecek siz öğretmenlersiniz.
    Ulusumuz, ülkemiz, cumhuriyetimiz sizden yüksek hizmet bekliyor.
  • Ulusumuzun atması gereken adımlar büyüktür. Ulaşılması gereken hedefler
    çoktur. Onun için birbirimize vereceğimiz işaret ileri! ileri! Daima ileridir.
  • Ulusun ortak arzu ve eğilimine temas etmek ve onun gereklerine uygun hareket,
    gerçek yolda yürüyebilmek için yegane esastır.
  • Uygar eser yaratmak kabiliyetinden mahrum olan uluslar,
    özgürlük ve bağımsızlığından ayrılmaya mahkumdurlar.
  • Uzak görüşlü olduğu kadar ulusumuzun acil gereksinimlerine çare olacak
    bir programa dayanmayan kalkınma ve gelişme teşebbüsleri,
    şahsi ve keyfi olmaktan kurtulamaz.
  • Ülke ve ulus işlerinde, kişilikleriyle, eylemleriyle, düşünceleriyle zararlı olanlara
    karşı zaman zaman sert davrandığımız bir gerçektir.
    Toplumun düzenini bozanlara göz yummayız.
  • Ülke işlerinde, ulus işlerinde, hakiki işlerde hatıra, dostluğa bırakılmaz.
  • Ülke ve ulusun esenliği için çalışanlar, ulusun desteği ve güveninden emin
    bulunmazlarsa elbette inanmış, kuvvetli bir yürek ile çalışamazlar.
  • Ülkemiz dayanışma içinde bir birliğe gerek duyuyor.
    Sıradan politikacılıkla ulusu parçalamak hainliktir.
  • Ülkesinin yüksek bağımsızlığını, korumasını bilen Türk ulusu,
    dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.
  • Ülkeyi, ulusu kurtarmak isteyenler için iyi niyet, yardıma koşma, fedakarca
    davranış en gerekli niteliklerdendir. Fakat yeterli değildir. Bu niteliklerin yanında
    bilimsel olmak da gerekir.
  • Varlığımızı, bağımsızlığımızı kurtaran bütün işler ve hareketler ulusun birlikte
    arzusunun, fikrinin, azminin yüksek tecellisinden başka bir şey değildir.
  • Vatandaşa, hazineye karşı yükümlülüğünün en önemli görevi olduğunu
    anlatmak için, yorulmamak gerekir.
  • Vatandaşlar! Vatanınızda herhangi bir şahsı, istediğinizi sevebilirsiniz;
    kardeşiniz gibi, arkadaşınız gibi, babanız gibi, evlâdınız gibi, sevgiliniz gibi
    sevebilirsiniz. Fakat bu sevgi sizi, millî mevcudiyetinizi bütün sevgilerinize
    rağmen herhangi bir şahsa, herhangi bir sevdiğinize vermeye sebep
    olmamalıdır. Bunun aksine hareket kadar büyük hata olamaz.
  • Vatanın bir avuç toprağına yapılacak saldırının tüm varlığına vurulmuş bir darbe
    olacağını Türk ulusunun fark etmediğine inanmak yanılgıdır.
    Saygısızlığın, saldırının küçüğü, büyüğü yoktur.
  • Yapmaya gücümüzün yetmediği işleri, uyuşturucu, oyalayıcı sözlerle “yaparız”
    diyerek ulusa karşı günlük politika yürütmek ilkemiz değildir.
  • Yargıç arkadaşlar, siz kanun adamlarısınız. Ellerinize ulusun, vatanın her türlü
    hak ve çıkarlarını koruyan yasalar verilmiştir.
    Türk ulusunun tüm haklarını savunurken bu noktalar önemle anımsanmalıdır.
  • Yaşamak isteyen ulusumuzun isteği bir kelimede özetlenebilir ve gayet haklıdır.
    Bağımsızlık.
  • Yaşamak, çalışmak demektir.
    Toplumun bir bölümü çalışırken, öteki bölümü oturursa, o toplum felce uğrar.
  • Yeni Türk devleti bir halk devletidir. Halkın devletidir.
  • Yönetimi halkın eline vereceğiz.
    Toplumda hak sahibi olmak, herkesin iş sahibi olması kuralına dayanacaktır.
    Ulus, hak sahibi olmak için çalışacaktır.

    Atatürk’ün Tiyatro İle İlgili Sözleri
  • Siz, tiyatro sanatçılarının yurda en büyük hizmeti Anadolu’muzu baştanbaşa
    dolaşıp halkımıza sanatın ne olduğunu anlatmanız olacaktır.
    Turnelerinizi düzenli sürdürünüz.

    Atatürk’ün Tarih İle İlgili Sözleri
  • Tarih su götürmez bir biçimde kanıtlanmıştır ki, büyük sorunlarda başarı için
    yetenek ve gücü sarsılmaz bir liderin varlığı şarttır.
  • Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir.
    Yazan yapana bağlı kalmazsa, değişmeyen gerçek,
    insanlığı şaşırtacak bir nitelik alır.
  • Tarih, bir milletin kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman inkar etmez.
  • Tarihimizi okuyunuz.
    Görürsünüz ki; ulusu yok eden, esir eden, yıkıntıya sürükleyen kötülükler hep
    din örtüsü altındaki sinsice davranışlardan gelmiştir.

    Atatürk’ün Sultan Ve Sultanlık İle İlgili Sözleri
  • Cumhuriyet, ahlâki erdeme dayalı bir idaredir. Cumhuriyet erdemdir.
    Sultanlık korku ve tehdide dayalı bir idaredir. Cumhuriyet erdemli ve namuslu
    insanlar yetiştirir. Sultanlık korkuya, tehdide dayalı olduğu için korkak, alçak,
    sefil, rezil insanlar yetiştirir. Aralarındaki fark bundan ibarettir.

    Atatürk’ün Spor Ve Sporcu İle İlgili Sözleri
  • Her türlü spor çalışmalarını Türk gençliğinin ulusal eğitiminin ana öğelerinden
    saymak gerekir.
  • Spor, yalnız beden yeteneklerinin bir üstünlüğü sayılamaz.
    Anlayış ve zeka, ahlak da bu işe yardım eder.
    Zeka ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler,
    zeka ve kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar.
    Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.
  • Sporda tek ve açık bir amaç gözetmek gerekir.
    Sporu ya propaganda için yapacağız yahut da vücudumuzun gelişmesini
    sağlamak için yapacağız.
  • Türk sporculuğu, uluslararası alanda layık olduğu yerini kazanacaktır.
    O zaman, Türk sporculuğu ülke ve ulus yaşamında etkinleştiği kadar biraz da
    medeni ve belki de benim tahminimden çok bir uygarlık simgesi olacaktır.

    Atatürk’ün Sorumlu Ve Sorumluluk İle İlgili Sözleri
    Sorumluluk yükü her şeyden, ölümden de ağırdır.

    Atatürk’ün Siyaset, Politika, Politikacı İle İlgili Sözleri
  • Bir milletin siyasi kaderinde mevki sahibi olabilmek için, onun gereksinimini
    teşhis ve onun kudretini takdim de ehliyet sahibi olmak birinci şarttır.
  • Değerli çiftçiler, yeni seçimleri çok önemli bir vatan görevi olarak kabul
    etmelisiniz. İçinizde ülkeyi ve ulusu en çok seven, aklına, anlayış ve bilgisine,
    vicdanına en çok güvendiğiniz kişileri seçiniz.
  • Dış politikayı, ülke içi düzen ve politikaya dayandırmak gerekir.
    Düş dolu dış politika peşinde dolaşanlar, desteklerini kendiliğinden yitirirler.
  • Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak, kullanılamaz.
  • Din ve mezhep, herkesin vicdanına kalmış bir iştir.
    Hiçbir kimse, hiçbir kimseyi ne bir din, ne de bir mezhebi kabule zorlayabilir.
    Din ve mezhep, hiçbir zaman siyasa aleti olarak kullanılamaz.
  • Gelecek ümidi ile dopdolu gençler taze ve temiz canlarını feda ettiler, memleketi
    kurtarmak için. Memleketi, kendilerinden ve aşırı tutkularından başka bir şey
    düşünmeyen politikacılar elinde oyuncak yapmak için değil.
  • İç politikamızda temel görüşümüz olan halkçılık yani ulusu doğrudan kendi
    kaderine egemen kılmak prensibi, anayasamızla saptanmıştır.
  • Millet ve memleketin çıkarları (menfaatleri) icap ettiği takdirde, insanlığı teşkil
    eden milletlerden her biriyle medeniyet gereği olan dostluk, siyaset
    münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak benim milletimi
    esir etmek isteyen herhangi bir milletin de bu arzusundan sarfinazar edinceye (vazgeçinceye) kadar amansız düşmanıyım. Politik ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun; ekonomik zaferlerle
    taçlandırılmazsa meydana gelen zaferler uzun ömürlü olmaz ve az zamanda
    söner.
  • Siyasal kavgaların çoğu sonuçsuzdur.
    Fakat toplumsal çalışma, her zaman için verimlidir.
  • Ulusların siyasasında ancak çıkarları vardır.
    Kimsenin kimseye dost olmayacağını bilelim.
  • Ülkemiz dayanışma içinde bir birliğe gerek duyuyor.
    Sıradan politikacılıkla ulusu parçalamak hainliktir.
  • Ülkenin tam birliğe gereksinimi vardır.
    Sıradan politikacılıkla ulusu parçalamak hıyanettir.
  • Yapmaya gücümüzün yetmediği işleri, uyuşturucu, oyalayıcı sözlerle “yaparız”
    diyerek ulusa karşı günlük politika yürütmek ilkemiz değildir.

    Atatürk’ün Savunma İle İlgili Sözleri
  • Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.
    Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla sulanmadıkça düşmana
    terk olunmaz.
  • Kesin sonuç daima taarruzla alınır.
  • Olaylar, Türk ulusuna iki önemli kuralı hatırlatıyor:
    Yurdumuzu ve haklarımızı savunacak güçte olmak.
    Barışı koruyacak uluslararası çalışma birliğine önem vermek.
  • Savunma, düşmanın irade ve isteğine boyun eğmeye zorunlu, başarısızlığa
    mahkum ve hareket serbestliğinden yoksundur.
    Askere daima korku ve umutsuzluk getirir.
    En büyük karı, ne kar etmektir ne zarar.
    Fakat genellikle de düşmanın kazanmasını sağlamaya yarar.
  • Ulusal savunma araç ve gereçlerine yıllardan beri verdiğimiz önemin yerinde
    olduğunu, olaylar her gün göstermekledir.
  • Zavallı Wilson anlamadı ki; süngü, güç ve onurun savunamadığı hatlar,
    başka hiçbir ilkeyle savunulamaz.
  • Atatürk’ün Savaş Ve Savaşmakla İle İlgili Sözleri
  • Barış, insanlığın ilerlemesiyle paralel olarak güçlenmektedir.
    Savaştan büyük zarar görmüş ulusların barışa daha içtenlikle bağlanacakları
    doğaldır.
  • Dünyada milletler bir apartmanın sakinleri gibi kabul edilir. Eğer bir apartman,
    sakinlerinden bazıları tarafından ateşe verilirse, diğerlerinin yangının etkisinden
    kurtulmasına imkân yoktur.
  • Harp zorunlu ve hayati olmalıdır.
    Milletin hayatı tehlikeye düşmedikçe, harp bir cinayettir.
  • Kuvvetlerimizi, üstün düşman kuvveti, üstün düşman araçları karşısında
    bozguna uğratmaktansa onu düşmandan üstün bir hale getirecek güne kadar
    daima elimizde iyi muhafaza etmeye mecburuz.
  • Yaşam demek savaşım, çarpışma demektir.
    Yaşamda başarı, kesinlikle savaşımda başarılı olmakla mümkündür.

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir